16 Ekim 2014
İncir Reçeli 2 : Ölüm varken hayatta, ayrılık niye?
“Ölüler aldatılmaz!” diye bağırıyor kadın fragmanda adamın arkasından. Sadece ikili ilişkilerde değil, iş hayatında, ailede, arkadaşlar arasında da iki yüzlülüğün, yalan söylemenin ve aldatmanın olağanlaştığı günümüzde, kaybettiği aşkına 2 sene boyunca sadık kalarak yas tutan bir adamı getiriyor önümüze bu sefer İncir Reçeli 2. Aynı zamanda müzisyen de olan başrol Halil Sezai Paracıkoğlu’nun bu arada sürdürdüğü konserlerin rüzgarıyla 2011’de vizyona giren ilk filmin etkisi hiç geçmedi desek yeridir. İlk vizyonu 14 Şubat haftası olmasına rağmen sınırlı sayıda seyirciyi yakalayabilen İncir Reçeli kulaktan kulağa, fısıltı gazetesiyle yayılarak yeniden vizyon şansı elde etmişti. Film müziklerinin popülerliği de eklenince sıkı bir Halil Sezai,-İncir Reçeli hayran kitlesine ulaşıldığını söylemek mümkün.

1 Ekim 2014
Shakespeare’in 450. Doğum Yıldönümünde “III. Richard” Tiyatro CEF ile Sahnede!
Yapımcılığını Tiyatro CEF ve oyuncu Erdem Akakçe’nin, organizasyonunu ise AYSA Prodüksiyon’un üstlendiği, yönetmenliğini Zurab Sikharulidze’nin yaptığı, William Shakespeare’in dünyaca ünlü oyunu “III. Richard” prömiyerini Profilo Kültür Merkezi’nde yaptı…
30 Eylül 2014
TİYATRO D22’de Yeni Sezon Başlıyor!
Tiyatro D22 yeni sezonu Ekim ayında açıyor. Bu yıl D22’de sergilenecek tüm oyun ve etkinlikler, Bertolt Brecht’in “İnsanın kaderi insandır!“ sözü tema edinilerek şekillendirilecek. Sezonun ilk oyunu “Yirmi Beş” 11 Ekim Cumartesi akşamı, Tiyatro D22’de...
29 Eylül 2014
İsyan İyidir!
Bol kurt adamlı, vampirli, aşklı ve seksli gençlik film serilerinin gişe kapasitesi dolduktan sonra Hollywood son yıllarda gençlik-bilimkurgusuna doğru meyletmeye başladı. Yazar James Dashner’ın Türkiye’de de aynı başlık çevirisiyle yayınlanan Labirent serisinin ilk halkasından uyarlanan Labirent: Ölümcül Kaçış bu girişimlerin taze bir örneği olarak geçtiğimiz Cuma ülkemizde de gösterime girdi.
"Bir 'Ben' Var Benden İçeri!
Hangimiz hayıflanmamışızdır ki “her günümüz birbirinin aynısı gibi geçiyor ve hepimiz birbirimizin aynısı hayatlar yaşıyoruz”, diye. Benzer bitirilen okullar, benzer mesleki pozisyonlar/kariyerler ya da kariyersizlikler; toplumsal sınıflar değişse de aynı geçim kaygısı… Kıskançlıkların yakamıza yapıştırdığı “onun yerinde olsaydım, hayatım nasıl olurdu?” sorusu... Filmografisi de anlatım dili gibi basamakları ağır ağır çıkan Tayfun Pirselimoğlu’nun altıncı uzun metrajlı filmi Ben O Değilim, sabırla bir sinema seyircisinin aklına bu soruları şaşırtıcı bir doppelgänger* hikâye ile yeniden getiriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)