Dosya:Turizm-Tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dosya:Turizm-Tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2010

İzmir'in Bir Ucu Karaburun...

Bugün güzel İzmir’in kuzey batı ucuna, Karaburun yarımadasına konuk oluyoruz.

Ege’nin maviliğine açılan ufuk manzarası ve oldukça virajlı dağ yollarıyla Karaburun, İzmir’in saklı sayfiye yerlerinden biri. Güneyinde popüler tatil merkezi Çeşme, doğusundaysa Urla ilçesi yer almakta.

415 km² yüz ölçümüne sahip olan Karaburun Yarımadasının coğrafyası, dağları denize dik inen tüm Ege’de olduğu gibi, oldukça engebeli. Öyle ki insan kıyı şeridi boyunca ilerlerken, masmavi denize doğru dönen virajların arkasında, şirin bir sahil kasabasının kendisini beklediğini unutuveriyor. Yeri gelmişken Karaburun’un merkezinin, İzmir'e yaklaşık 100km., Çeşme'ye ise 46km. mesafede olduğunu hatırlatalım.


7 Haziran 2010

Cezayir

Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin başkenti ve en önemli limanı olan Cezayir şehri adeta küllerinden doğmuş bir Akdeniz kentidir. Şehir, kıyıya paralel giden Sahel Tepelerinin yamaçlarında, Cezayir Körfezi boyunca uzanır. Arapçada "ada" anlamına gelen adını, körfezde eskiden var olan küçük adalardan aldığı söylenir. Fakat bugün, biri dışında bu adaların tümü ya anakaraya bağlanmış ya da liman yapımı sırasında ortadan kaldırılmıştır.


5 Haziran 2010

Kariye ve Kariye Camii

İstanbul’un Edirnekapı semtinde eski Osmanlı evleri arasına saklanarak günümüze kadar gelen “Kariye Camisi”, aslında Son Bizans Dönemi’ne ait tarihi kiliselerden birisidir. Khora Manastır Kilisesi, olarak inşa edilen yapı 16. yüzyılda şehirdeki Osmanlı hakimiyetiyle birlikte, pek çok kilise gibi camiye çevrilmişti.


Surların hemen iç tarafında, Tekfur Sarayı’na yakın bire mesafede bulunan yapının tam inşa tarihi tartışmalıdır. Hem Yunanca isminin (khora: kent dışı,kır) yol açtığı tahminler, hem de bir takım eski kayıtlar halen net bilgi vermemektedir. Öte yandan Doğu Roma İmparatoru I. Aleksios Komnenos'un (1081-1118) kayınvalidesinin 11. yüzyıl civarında bu bölgede bir manastır yaptırdığı ya da harap bir kiliseyi onarttığı bilinmektedir.

2 Haziran 2010

Side, Manavgat ve Manavgat Şelalesi


Yaz aylarının bütün sıcaklığı ile bastırdığı şu günlerde gezi bölümümüzde rotamızı bu sefer Akdeniz’in İncisi Manavgat’a çeviriyoruz.
Antalya’nın turistik ilçelerinden Manavgat’ın doğusunda Akseki, güneydoğusunda Gündoğmuş ve Alanya ilçeleri yer almaktadır. Güneyinde Akdeniz’in uzandığı ilçe, kuzeyde Isparta ve Konya ile komşudur.
Yüzölçümü 2.283 km2 olan Manavgat’ın kuzeyinde yükselen dağlar Batı Toroslar’ın bir uzantısıdır; en yüksek noktalardan biri 2405 metrelik Dumanlı Dağı’dır.
Köprü Suyu ve Manavgat Nehri ilçenin önemli akarsularıdır. Özellikle Antalya yöresinin en büyük akarsuyu olan Manavgat Nehri her dönem bu bölgenin başlıca su kaynağı olmuştur.



21 Temmuz 2009

Saros Körfezi'nin Mavisinde...



Marmara Bölgesi'nde, Trakya'nın güneybatı kıyısında bir girinti gibi görünen Saros Körfezi, Edirne’nin Enez ve Keşan ilçeleri kıyıları ile Çanakkale’nin Eceabat ve Gelibolu ilçelerinin kıyıları arasında 60 km kadar içeriye doğru sokulmaktadır. Tektonik kökenli bir çöküntü alanı olan Saros Körfezi, Marmara Denizi ortasındaki çukurluklardan sonra İzmit Körfezi-Sapanca Gölü-Adapazan Ovası çukur alanlar dizisiyle Kuzey Anadolu Kırık Kuşağına bağlanmaktadır.

7 Haziran 2009

Akdeniz'in Gözde Adası Girit...


Girit 8.261 km2 yüzölçümü ile Akdeniz'in beşinci büyük adasıdır. Adanın idari merkezi kuzeybatı kıyısında yer alan Kandiye kentidir.
Ada yüzey şekilleri olarak denize dik inen sarp dağlarla kaplıdır. Doğu-batı yönünde uzanan ve dört ana grupta toplanan dağların en yüksek noktası, İda Dağında, 2.456 m. yükseklikte bulunan Stavros tepesidir. Hafif eğimli kuzey kıyısında doğal limanlar ve kıyı ovaları ile Girit'in en büyük kentleri olan Hanya, Rethimnon ve Irâklion (Kandiye) yer almaktadır. Girit'in en geniş düzlüğü, adanın orta güney bölümünde 29 km. kadar uzanan Mesarâ Ovası’dır. Ayrıca Girit Denizi Ege Denizinin en derin bölgesidir. Girit'te Sideron Burnunun doğusunda derinlik 3.294 metreyi bulmaktadır. Fakat ada su kaynakları açısından maalesef fazla zengin değildir.



4 Haziran 2009

Tarihin Gömüldüğü Eceabat



Bugün Çanakkale’nin tarihi ilçesi Eceabat’a konuk oluyoruz. Eğer bir tarihi bir Çanakkale turuna çıkacaksanız yolunuz mutlaka Eceabat’a düşecek demektir. Gelin bu ilçeyi genel hatlarıyla tanıyalım..


Çanakkale'nin Trakya'da yer alan iki ilçesinden biri olan Eceabat, yüzey şekilleri olarak, alçak tepeler, tepelik alanlardan geçen küçük çaylar ve dar düzlükler oluşmaktadır. İlçenin hem Çanakkale Boğazına, hem Ege'ye bakan kıyılarında birçok doğal sahil bulunmaktadır. Bu doğal kıyıların en önemlileri de Morto ve Anafarta koylarıdır.

Tarihi sit alanı olduğu için yoğun tarımsal faaliyetin yapılamadığı Eceabat’da ilçe halkı geçimini balıkçılık ile sağlamaktadır. Öyle ki, bu endüstriyi desteklemek için Eceabat'da büyük balıkçı teknelerinin demirleyebileceği iskeleler ve dalgakıranlar kurulmuştur. Avlanan balıkların bir kısmı İstanbul'a yollanırken, bir kısmı da ilçedeki konserve fabrikalarında işlenmektedir. İlçede hayvancılık, zeytincilik; şarap ve zeytinyağı üretimi de yapılmaktadır; sınırlı miktarda buğday, ayçiçeği, bakla, pamuk, elma ve üzüm gibi bitkisel ürün yetiştirilmektedir.

14 Mart 2009

İzmir’in Kalbi, Kemeraltı


Tarih-Turizm dosyamızın ilk durağı Ege’nin İncisi İzmir’in Kalbinde, turistik çarşı Kemeraltı...

Kemeraltı yüzyıllardır İzmir'in kent ve ticaret merkezi ola gelmiştir. Bugün, meydanında İzmir'in simgesi saat kulesinin de yer aldığı Konak ilçesinin sınırlarında yer alan Kemeraltı çarsının geçmişi, Doğu Roma İmparatorluğu’nun İpek Yolu ticaretini elinde tuttuğu yüzyıllara kadar gitmektedir. Bu ticaret ağının en batı ucu olarak en sonunda yer alan İzmir Liman'ı Kemeraltı çarşısının kurulmasına olanak vermiştir. Zira liman bir kale ile çevrilmişti ve bu korunaklı alan hem Frenk tüccarlarının dükkânları ve hem de limanın iç bölümünde yer alan kervansarayların gelişmesi için birebirdi. İpek Yolu boyunca develerin sırtında Smyrna’ya kadar gelen tüm mallar içerde hanlarda boşaltılıp, Cenevizli tüccarların gemilerine yüklenerek diğer ülkelere götürülmekteydi. İşte hem konaklama hem ticaret gereksinimini ünlü Kemeraltı Çarşısı’nın da temellerini atmıştır.






Bir iç liman olarak ünlenen ve zenginleşen Kemeraltı bölgesini ele geçirmek için öncellikle kalenin düşürülmesi gerekiyordu. Tarihi kaynaklara göre Osmanlılar’da Yıldırım Beyazıt kaleyi saldırıları ile kuşatmış olsa da başarılı olamamıştır.
İzmir Liman Kalesi'ni Türk hâkimiyetine almayı, 1402 yılında ünlü Timur komutasındaki ordu başarmıştır. Kullandıkları askeri taktik, yani Kadifekale yamacından taşlar sürükleyip, limanı doldurmak Kemeraltı bölgesinin yerleşim alanının kurulmasına vesile oluşmuştur. Doldurulan alana günümüze kadar pek çoğu ulaşmış olan hanlar, camiler, kiliseler, hamamlar, şadırvanlar inşa edilmiş; böylece zaten yoğun ticaretin merkezi olan bölge, yerleşimin de kurulmasıyla önemli bir liman ticaret noktası haline gelmiştir.
Çarşı ilk kurulduğu yıllardan yakın geçmişe kadar dar sokakları, kiremit çatıları ve arastalarıyla kapalı çarşı havasını korumuştur. Çeşitli kaynaklara göre, “Kemeraltı” ismi, ana caddeyi boydan boya kaplayan kemerlerden gelmektedir. Ara sokaklarda yer yer halen eski mimarinin korunduğu gözlenmektedir. İşte Kemeraltı Çarşısı'nı tarihi yapan da yüzyıllar boyunca hem işlevinin korunabilmesi, hem de görsel yapısının çok az değişmesi olmuştur. Kemeraltı Çarşısı, tüm değişmelere rağmen halen İzmir'in en önemli alışveriş merkezidir. Çarşı da tarihi tonoz ve kubbeli dükkânlar, hanlarla modern iş merkezleri, mağazalar, kafeteryalar iç içe geçmiş bir mozaik oluşturmaktadır. İzmir’lilerin her türlü alışveriş ihtiyacını karşılayabilen Kemeraltı dükkânlarında ayrıca turistik olarak seramikler, çiniler, ahşap eşyalar, halı ve kilimler de bulunmaktadır.

Çarşı Hafta İçi yüz elli bin ila iki yüz bin arasında Ziyaretçi ağırlarken, alışverişin tavan yaptığı hafta sonu, yılbaşı ve bayram arife gibi özel günlerde bu sayı dört yüz elli bin ila beş yüz bin kişiye kadar çıkmaktadır.
Günümüzde Kemeraltı bölgesi hem halen en çok rağbet gören alışverişi merkezi olan özelliğini korurken diğer yandan da 88 hektara yayılmış arazisiyle İzmir’in önemli kamu kurumlarına ev sahipliği yapmaktadır: İzmir Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Vergi Dairesi, Defterdarlık, Milli Eğitim Müdürlüğü, Konak Kaymakamlığı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü gibi.
Resmi kaynaklara göre toplam İşletme Sayısı 8726’dır. Sekiz binden fazla iş yeri 36000-40000 arası insana iş olanağı sağlamaktadır.




Kemeraltı caddeden oluşmaktadır : Anafartalar Caddesi, Cumhuriyet Cad., Dr. Faik Muhittin Cad., Havra Cad., İpek Pazarı Cad., Kestelli Cad., Milli Kütüphane Cad., Mucibirrahman, Şehit Fethi Bey Cad., Veysel Cad.
KEMERALTI CAMİLERİ
Kemeraltı Çarşısı’nın içinde farlı yüzyıllar yaptırılmış pek çok camii bulunmaktadır. Osmanlı’nın ve islamiyetin İzmir’deki varlığının birer simgesi olan bu camilerin pek çoğu günümüze sağlam olarak ulaşmıştır ve halen ibadet için kullanılmaktadır.
Hisar (Molla Yakup Bey) Camii
İzmir'deki camilerin en eskisi ve en büyüğüdür olan cami adını, eskiden İzmir'in deniz kıyısında, liman ağzında yer alan Hisar (Kal'a) Kalesi'nden almıştır. Girişinden ulaşılabilen caminin aynı adı taşıyan bir de meydanı vardır. Çeşitli kaynaklara göre kiliseden dönüştürülen caminin yapım yılının 16.yy-17.yy arasında olduğu sanılmaktadır. Dört kez tamirat gören caminin meydanı çiçekçiler, kahveler, boncukçular, baharatçılar, lokantalar ve kebapçılarla çevrilenmiştir. Kemeraltı’nın ana girişinden, sahilden başlanan bir gezi, Hisar camisinin meydanındaki çay bahçelerinde soluklanarak Hisar önü çıkışından noktalanabilir.
Şadırvan (Niflizade) Camii
Katib Çelebi'nin İzmir'e geldiğinde bu camiyle ilgili gözleminin yer aldığı Cihannüma isimli eserine dayanarak, caminin 17. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı tahmin edilse de tkesin bir yapım tarihi verilemeyen eser, İzmir'in ulu camisi olarak övülmektedir. İçinde yer alan şadırvanının güzelliğinden dolayı bulunduğu çarşı Şadırvanaltı olarak anılır. Şadırvanın çevresini bugün, kahveler, şekerciler ve giyim kuşam üzerine dükkânlar yer almaktadır. Ayrıca, caminin arka meydanında küçük bir şadırvan daha vardır. Cami ve çevresi, Şekerciler, Mantocular ve Kuyumcular Çarşısı'na rahatlıkla ulaşabilmesi bakımından önemli bir konuma sahiptir.
Başdurak (Hacı Hüseyin) Camii
Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde HacıHüseyin Efendi adında bir kişi tarafından 1652 yılında yaptırıldığı yazı olan caminin giriş cephesinin yanındaki şadırvanıyla, çarşıya açılan yapının çevresinde balıkçılar, kasaplar, kuşçular, manavlar ve giyim kuşam üzerine satış yapan dükkanlar bulunmaktadır. Caminin bulunduğu yer aynı zamanda Kemeraltı’nın çevreleyen kıyı şeridi olan Kemeraltı Caddesi'nin orta yeridir.
Kestane Pazarı Camii
Caminin yapımı ve tarihi hakkında eldeki verilen sınırlı olsa da hem bugünkü kitabesine göre, hem de Evliya Çelebi’nin notlarına göre 17yy.’ın ortalarında inşa edildiği bilinmektedir. Yazar Konstantin Oikonomos bu caminin eski Havariler Kilise'si olduğunu iddia etse de, Evliya Çelebi seyahatnamesinde caminin denizin doldurulmasıyla oluşan zemin üzerine inşa edildiğini ve “yeni” olduğunu yazmıştır. Mihrabıyla dikkat çeken yapının altında ve çevresinde baharatçılar, yemişçiler, zahireciler ile metal ve ahşap dekorasyon eşyaları satan dükkânlarla çevrilidir.

Salepçioğlu Camii
20yy’ın ilk yıllarında Salepçizade Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bu anlamda görece yenidir. Klasik camiler örnek alınarak tasarlanan yapı, döneminin Batı mimari tarzından da etkilenerek inşa edilen cami, İzmir'in en büyük ve en zarif camileri arasında yer almaktadır.
Hacı Mahmud Camii
Yapımı 17.yy.-18.yy. başında olduğu tahmin edilen caminin avlusun yer alan eski mezarlar, servi ağaçları ve caminin giriş kapısı dikkat çekicidir. Caminin çevresinde tıbbi malzeme satan dükkanlar, eczaneler, ayakkabı mağazaları ve kırtasiye dükkanları vardır.
Kemeraltı (Ahmet Ağa) Camii
Camiyi 17. yy’da Yusuf Çavuşzade Ahmet Ağa yaptırmıştır. Bazı kaynaklarda ise caminin ismi Hindli HacıYusuf Camii olarak da geçmektedir. Cami yanındaki sebili ile dikkat çeker, ayrıca solunda bir de çeşme yer alır. Caminin yer aldığı meydan börek, tatlı, çerez, manav, parfümeri dükkanları ve lokantalarla çevrilidir.
Yalı (İngiliz Ayşe) Camii
18. yy.’da yaptırıldığı bilinen cami Konak Derviş Meydanı'nda yer alır; İzmir'deki vakıf kayıtlarına göre Mehmed Ağa Zade Mehmet Paşa'nın kızı (İngiliz) Ayşe Hanım tarafından inşa ettirilmiştir. Zeminin doldurulmasıyla bugün merdivenle inilen yapının eskiden, buradaki bir medresenin bahçesinde olduğu bilinmektedir. Süslemeleri ve çinileriyle dikkat çekicidir.
KEMERALTI’NIN HANLARI
Özellikle 18. ve 19.yüzyıllar boyunca İzmir'de artan ticaret hareketliliğini karşılamak amacıyla, gelen malların depolanması, sergilenmesi ve satışı için kullanılan hanlara hızla yenileri eklenmiştir. Fakat Kemeraltı ve çevresinde var olan geçmişten bugüne 200'ü aşkın handan maalesef, ancak bir bölümü günümüze ulaşabilmiştir; bir kısmında büyük yangında yok olmuş, bir kısmı Cumhuriyetin ilk yıllarında İzmir'in yeni imar planı uygulanırken kısmen ya da tamamı yıkılarak yol yapımına ayrılmıştır. Bazı hanların isimlerine sadece vakıf defterlerinde rastlanabiliyor. Kemeraltı yüzlerce handan oluşan büyük bir çarşı olma özelliğini hala korusa da, yok olan geçmişinin de küskünlüğünü taşıyor gibi.
İşte Kemeraltı’nın halen kullanılan önemli ve karakteristik hanları:


Kızlarağası (Hacı Beşir Ağa) Han
Hacı Beşir Ağa 1. Mahmut döneminde, 1717 yılında sarayda "Kızlarağası" görevine getirildikten sonra, 1744 yılında bu hanı inşa ettirince “rütbesini” hanına hediye etmiştir. İzmir'in önemli hanlarının başında gelen Kızlarağası hanı, ilk yapıldığı dönemde denizin hemen kıyısında yer almaktaydı; hanın önünden geçen yola Soğankale Sokak, iskele olarak kullanılan hanın önüneyse Saman iskelesi denilmek¬teydi. Han zaman içinde denizin doldurulmasıyla bugün oldukça içeride kalmıştır. Ana giriş kapısı ile beraber altı kapısı bulunmaktadır; 1675 yılında yapılmış bir de çeşmesi vardır.
Büyük hanların mimarisinde önemli yeri olan ve bazı han gravürlerinde gördüğümüz avluyu süsleyen ve dengeleyen şadırvan ile mescit bugün yerinde yoktur. İki katlı handa odaların tümü konaklama amacıyla kullanılmış, ortadaki büyük avlu ise ker¬vanlarla getirilen malların sergilenmesi ve satışı amacıyla kullanılmıştır. Zaman içinde alt katlar depo ve dükkanlara çevrilirken, sonraki dönemlerde bu dükkanlar İzmirli tüccarların büroları olarak işlev görmüştür.
Restorasyonun başladığı 1988 yılı öncesine kadar kaderine terk edilmiş olan handa dökümcü, nargileci, tornacı, marangoz, bakırcı, yorgancı, demirci, kasacı ve benzeri iş kollarının atölyeleri ile lokantacı, kahveci, nalburiye dükkânları yer almaktaydı. Bugün kullanılan yapı hanın orijinal hali değil, orijinal taşları kullanılarak ve mimarisi esas alınarak yeniden yapılmış, büyük kısmı restore edilmiş halidir. 1993 yılında yeniden hizmete açılan handa bugün bütün odalar işyeri olarak hizmet vermektedir.
Hanın üst katında özellikle tarih meraklıları ve koleksiyonerler için bir çok antikacı hizmet vermektedir. Eski ve nadir kitaplar, haritalar, kartpostallar, eski İzmir fotoğrafları, gravürler, antika eşyalar, nadir ve değerli objeler, pul ve paralar bu dükkanlarda bulunabilir. Ayrıca ahşap restorasyonu, değerli taş, hediyelik eşya, nikah şekeri, müzik gibi alanlarda çalışan dükkanların yanı sıra gümüş atölyeleri, moda evleri ve bir de şirin biçimde döşenmiş ve daha çok gençlerin uğrak yeri olan kahve vardır. Hanın alt katında avlusu çevresinde ise halı, gümüş hediyelik eşya, baharat, antika, kitap, kahve, çiçek ve çiçek tohumu, deri gibi farklı sektörlerde satış yapan dükkânlar vardır. Ayrıca alt katın kebapçısı ve çay bahçesi de meşhurdur. Kızlarağası hanından bir Türk kahvesi içmeden Kemeraltı gezinizi tamamlamış sayılmazsınız.
Çakaloğlu Han
1805 yılında yapıldığı bilinen bu hanın harap durumdaki çeşmesi, işçiliği ile dikkat çekicidir. Çeşmenin hemen yanında Gaffarzade sebili vardır. Kayıtlara göre, bu han bir zamanlar, Elmasyan’ın yemiş fabrikası olan kullanılmıştır. Bugün ayakta kalarak içi depo olarak kullanılsa da, onarılmayı beklemektedir.

Mirkelamoğlu Han
İzmir Vakıflar Müdürlüğü arşivine göre 18. yüzyıla ait olan bu yapı Kemeraltı'nda fiziki durumunu koruyabilen ender hanlar arasındadır. İki katlı olan hanın avlusunda aynı yıllarda yapılmış bir de çeşme vardır. Bugün üst katları depo ve atölye olarak kullanılan hanın alt katında bir lokanta, kahve ve çevredeki esnafın kullandığı depoların yanı sıra, önündeki meydanda kumaş, giyim üstüne çalışan dükkânlar vardır.

Büyük Demir Han
18. yüzyılda Mirkelamoğlu Vezir Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış olan bu han Şadırvan Camii'nin yakınında yer almaktadır. Bugün içinde fıçıcı, bakırcı ve ahşap eşyalar üreten dükkanlar bulunmaktadır.

Kemahlı Han
19. yy.’da İzmir'in eski üzüm tüccarlarından Kemahlı İbrahim Bey tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Daha önceleri otel olarak hizmet vermiş olan hanın bir kapısı çarşının en kalabalık yeri olan Kemeraltı Caddesi’ne, diğeri ise Yemişçiler Çarşısı'na açılır. Bugün bu çarşıda ağırlıklı olarak giyim eşyası satan dükkânlar bulunmaktadır.

Hükümet (Katipoğlu-Voyvoda) Konağı ve Saat Kulesi Kemeraltı ve çevresinde yer alan tarihi resmi yapılardandır. Hükümet Konak’ının 19.yy başında yaptırıldığı ve bir dönem Katipzade ailesinin konağı olduğu bilinmektedir. 1970 tarihinde yanan Konak, yıkılarak 1980'li yıllarda dış cephesi orijinaline uygun biçimde yeniden inşa edilmiştir. İzmir’in simgesi Saat Kulesi ise, 1Eylül 1901 tarihinde Sultan II. Abdülhamid'in tahta çıkışının 25. yıl anısına yaptırılmıştır. Konak Meydanı ve çevresinde gerçekleştirilen son düzenlemede zemine eğim verilerek Saat Kulesi bulunduğu meydana oranla öne çıkartılmıştır.
Birçok tüccar ulusun bir araya geldiği Kemeraltı, döneminde havraları ile de kültürel bir zenginlik merkeziydi. Günümüze ulaşan havraların maalesef birçoğu yangınlarda zarar görmüş ve bazıları restore edilememiştir. Günümüzde ayakta kalan sinagoglar:

Etz Hayim (De Ariva) Sinagogu (Bizans)
Şalom (Aydinlis) Sinagogu (16yy.)
Talmut Tora (Hevra) Sinagogu (17. Yy.)
Bikur Holim Sinagogu (1724)
Giveret Sinagogu (16.Yy.)
Portugal Sinagogu(17yy.-Tahminen)

Kemeraltı’nda yer alan önemli tarihi hamamlar ise şunlardır:
Çivici Hamamı :(16. veya 18. yy.) 1995 yılındaki tadilat sonrasında halen çalışır durumdadır.
İstanköy Hamamı : (16. yy.) Mimari açıdan İstanbul hamamlarıyla benzer özellikler taşıyan hamam çalışır durumdadır.
Yeşildirek Hamamı : (17.yy.) Günümüzde çarşı olarak kullanılmaktadır.
Salepçioğlu Aile Hamamı : (19. yy sonu-20. yy başı) 1936 yılında önce sinema olarak kullanılmış olan hamam günümüzde matbaa ve tekstil mağazası olarak çalışmaktadır.

Kemeraltı Sebilleri ve Şadırvanları
Kemeraltı Çarşısı’nın pek çok ara sokağında ve camii avlusunda dönemlerinin önde gelen insanları tarafından hayır için yaptırılmış sebiller ve şadırvanlar bulunmaktadır. Bu tarihi yapılar beklenmedik biçimde çarşıda gezinirken biden karşınıza çıkabilir. Genellikle birbirine çok benzeyen ara sokakların çıktığı yönler bu çeşmeler sayesinde tayin edilebilir. İşte önemli tarihi sebillerden bazıları: Gaffarzade Sebili, Katipoğlu Ahmet Reşit Efendi Sebili, Kemeraltı (Sinanzade) Sebili, Ali Paşa Meydanı Şadırvanı, Kestanepazarı Şadırvanı, Şadırvan (Niflizade) Camii Şadırvanı, Bakırcı Mahmut Efendi Şadırvanı

Kemeraltı’na Nasıl gidilir?

Kemeraltı İzmir'in kalbi olan Konak'ta yer aldığı için, her çeşit ulaşım aracı ile kent içerisinden Kemeraltı’na gelmek mümkündür. Kalkış noktası Konak olan tüm belediye otobüsleri, Üç yol-Bornova semtleri arasında sefer yapan İzmir Metrosu ve Karşıyaka-Konak vapur seferleri sizi Kemeraltı'na ulaştırır.

Kaynak: İzmir Kemeraltı Tanıtım Kitapçığı



Tarih -Turizm Dosyası!



Çok sevgili Limonluk takipçileri, bol karlı ve yağışlı bir kışı daha geride bırakıyoruz. Hala soğuklar var ama 15-20 gün sonra sobalar toplanmaya başlayacak, yavaş yavaş erik çiçekleri ve papatyalarla uyanan doğa, ağaç dallarından kaldırım diplerine kadar fışkırarak yeşermeye başlayacak.
Kısacası önümüz ilkbahar ve yaz! Kış boyu yoğun tempoyla çalışan öğrenciler ve çalışan kesim için yaz demek tatil demek. İster kum-deniz-güneş klasiği olsun, ister kültür turizmi, ister sadece kafa dinlemek ya da maceraperestlik için olsun tatil kelimesinin kendisi bile insanın içini ısıtmaya yetiyor.

Dikili/İzmir

Biz de Limonluk olarak yeni bir mecraya, ülkemizden ve dünyadan turistik mekanların tanıtımına el atıyoruz. Erken rezervasyonların oldukça revaçta ve avantajlı olduğu bir dönemde, sık sık güncellenen kapsamlı bir turizm dosyasının farklı tatil seçenkleri arayanlar için yararlı olacağına inanıyoruz. Şimdiden İyi Tatiller!

30 Haziran 2006

Gökçebel Balık Restaurant & Plaj

Bu yaz Bodrum Yalıkavak’a bağlı Gökçebel koyunda, hemen yol üstünde tesadüfen bir balık lokantası keşfettik. Aslında hemen yanı başındaki oldukça şık balık restoranına girmeye niyetlenmişken, güler yüzleriyle bize selam veren ve yeni açtıkları balık lokantasını var güçleriyle tanıtmaya çalışan bu sıcak insanlarla sohbete girdik. Erdem bey ve babası Mustafa dede “ Buyurun yerimizi bir gezin isterseniz. Beğenmeseniz siz bilirsiniz.” dediğinde, şöyle bir bakalım düşüncesiyle tekliflerini kabul ettik.

Dışardan teknelerin çekildiği sakin bir kayıkçı korunağı gibi görünen bu mekân o günden sonra dışarı çıktığımız her akşamın bir parçası oldu!

Babamesleği kayıkçılığı (ve yanı sıra balıkçılığı) sürdüren üç kardeşin ortak eseri olan bu huzur dolu mekân, 2006 yaz sezonunda hizmete açılmış. Heyecanları da evlerinin bahçesine açtıkları bu işletme gibi henüz taptaze. Açıkçası bu sevimli mekana işletme demek fazla ticari bir yaklaşım olur. Size güzel zaman geçirtmek için büyük küçük bütün aile fertleriyle isteklerinize koşturan bu sıcacık insanlar, yavaş yavaş kaybettiğimiz Anadolu samimiyetinin ege bölgesindeki numune örnekleri gibi adeta.

Günün her öğünü karnınızı her çeşit menü ile doyurabiliyorsunuz. Deniz ürünleri (çupra-levrek- kalamar-Sinerit-Karides-Laos-Ahtabot-Barbun) yerine kırmızı ya da beyaz eti tercih edip çeşitli ızgaraları da (et mangal-et sote-et büftek- Et kavurma- et köfte-tavuk çeşitleri) deneyebilirsiniz. Ayrıca, ellerinde olmayan bir balığı ısmarlarsanız, onu da bulup getiriyorlar. Fakat, menü konusunda deneyimli biri olarak o günün balığını kesinlikle tavsiye ederim. Kömür ateşinde tam da balığın hakkını vererek çok lezzetli pişiriyorlar.

Bu leziz ve tertemiz mutfağı, üç kardeş ve eşleri çekip çeviriyor; inanılmaz bir hızda çeşit çeşit mezeler hazırlıyorlar size. Sofraya gelen her tabak tazecik ürünlerden yapılıyor; Ayşe hanımın bahçeden sebzeleri topladığını gözlerinizle şahit olabiliyorsunuz. Dalından yemek dedikleri bu olsa gerek. Daha önce hiç tatmadıysanız kabak çiçeği dolmasını denemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Ama o sarmaların, o nefis deniz börülcelerinin hakkını yemek istemem. Her mezeden tatmaya kalksanız bile bütçeniz sarsılmaz. Dört kişilik bir aile tıka basa patlayıncaya kadar yiyorsunuz ve Bodrum merkezde ödeyeceğiniz bir hesabın yarısı geliyor masaya. “Balığın yanında içki de içtik üstat bir yanlışlık olmasın?” diyorsunuz, “Yok efendim, bu kadar.” diyorlar.. Oturduğunuz sandalyeler, masalar Erdem Bey ile abisi Salih Bey’in el emeği…Verandadan tutun da bahçedeki rüzgar gülü süslerine kadar herşeyi meşe ağacından kendilerinin yaptığını anlatınca, çevrenizde çekikte duran sevimli kayıklar, hafif dalgada dans edercesine onların bu sözlerini doğruluyor.

Restuarant kısmından övgüyle söz ettik ama rengârenk şezlongların dizildiği küçük kumsalını atlamak olmaz. Burada güneşlenip, sakin denize de girebiliyorsunuz; duşunuzu alıp kabinlerde üstünüzü değiştirebiliyorsunuz. Beş yıldızlı olmasa da, sahilini de kullanmak isteyenler için tüm detaylar düşünülmüş... Gökçebel Balık Restuarantı'nın aynı zamanda Fenerbahçe spor kulübü eski başkanı Ali Şen’in de hemen kapı komşuları olduğunu eklemeyi unutmayalım… Önümüzdeki yaz için balık ve meze siparişlerimizi şimdiden verip, serin bir Bodrum akşamında yeniden görüşmek dileğiyle Gökçebel'le vedalaşıyoruz...


Nasıl Giderim?

Bodrum Yalıkavak koyu yolunda sağ tarafta Gima mağazasına gelmeden sağ yönde Club


Filpper okunu göreceksiniz. Bu yan yoldan sağa dönün; ilk yol çatalında tekrar sağ dönüyorsunuz. (Sağ taraf Gökçebel koyuna, sol taraf Tilkicik koyuna gider.)

Şendoğan cad. No:14 Gökçebel-Yalıkavak / Bodrum/Muğla.




Rezervasyon: Erdem Alanç (0252) 386 36 27

Gsm: 0532 728 27 25 / 0537 743 75 63