21 Temmuz 2011

Ölümüne Kaçış : photo Jerzy Skolimowski, Vincent Gallo

Polonyalı yönetmen Jerzy Skolimowski’nin 2010’da çektiği son filmi Ölümüne Kaçış (Essantial Killing) önce 22. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde, ardından 30. İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde sinemaseverlerle buluştu. 73 yaşındaki emektar yönetmenin yirmi ikinci filmi olan Ölümüne Kaçış’ın senaristliğini Skolimowski ile birlikte Ewa Piaskowska üstleniyor. Yurtdışındaki belli başlı sinema yazarlarından tam not alan filmin Avrupa’da Venedik, Toronto, Glasgow Film Festivali gibi, önde gelen seçkilerde de gösterildiğini anımsatalım. Uzun lafın kısası, önceki sene İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Anna ile Dört Gece’den sonra usta elinden çıkan bir başka görsel şölen ile daha karşı karşıyayız.

Buffalo '66 (1998), Her Gün Başka Bir Bela (2001), Tetro (2009) gibi yapımlardaki performanslarıyla tanıdığımız Vincent Gallo’nun neredeyse tek başına sırtlayıp götürdüğü film, Afganistanlı bir Taliban üyesinin sorgulanmak üzere Avrupa’ya getirildiğinde yaşadığı, ölümüne bir kaçışın öyküsüne odaklanıyor. Muhammed, içinde taşındığı askeri kamyonet kaza geçirdiğinde, kendini karlarla kaplı uçsuz bucaksız bir ormanda bulur; üstelik dünyanın neresinde olduğunu dahi bilmez. Sadece sonuna kadar kaçacak ve hayatta kalacaktır; neye mal olursa olsun.

Ölümüne Kaçış : photo Jerzy Skolimowski

Yönetmen dil, yol, iz bilmeyen karakterini “hiçbir yerin tam ortasında” bırakarak en ilkel insani içgüdüyü, ‘hayatta kalmayı’ seyirciye sonuna kadar izletiyor. Üstelik batılı sinema seyircileri tarafından (ormandaki mücadeleleri sonrasında da) kolaylıkla ‘terörist’ olarak damgalanabilecek bir karakter Muhammed. Ama film boyunca rüya-sanrı arası yaşadığı geri dönüşler dışında Skolimowski, oryantalist olarak nitelenebilecek yollara sapmıyor, bilakis her türlü kimlikten karakteri sıyırarak Muhammed’in en ilkel ve en insani halini gösteriyor bize. Muhammed de, adından aldığı güçle midir bilinmez, hem vahşi doğaya tutunuyor, hem de zekice yöntemlerle izini kaybettirmeye çalışıyor. Bir saati aşkın süre filmde sadece kendisini seyrettiğimiz Vincent Gallo’nun önceki sene Venedik Film Festivali’den bu performans ile En iyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü almasının tesadüf olmadığı ortada.

Filmin en etkileyici sahnelerinden biri de Emmanuelle Seigner’in canlandırdığı dilsiz Margaret karakterinin soğuktan donmak üzereyken Muhammed’e evini açması. Altyazının gereksiz olduğu, sadece gözlerin konuştuğu bu sahneler filmin tek ‘sıcak’ yanı belki de.

Vincent Gallo ile birlikte filmin başrolünü paylaşan ikinci ‘oyuncu’ şüphesiz ki karlar altındaki Kampinos Milli Parkı. Başkent Varşova’da yer alan ve pek çok türün doğal yaşam alanı olan park, Skolimowski’nin filminde başlı başına bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Muhammed’e kaçması ve saklanması için fırsat sunarken, bir yandan da onu dondurucu soğuğa ve günlerce aç kalmaya mahkûm ediyor. Yer yer kırmızı kanlara bulansa da, bembeyaz karlar altındaki ormanın sonsuzluğu, Muhammed’in çektiği bütün sıkıntıları sinema perdesinde seyredilebilir bir estetiğe sokuyor. Öyle ki bu kadraj estetiği, usta Polonyalı yönetmenlerin imzası gibi olarak okunabilir. Zira bir başka üstat olan Andrzej Wajda’nın yakın zamanda çektiği Tatarak (2009) ve Katin (2007) filmlerinde, Ölümüne Kaçış’ta seyrettiğimiz görüntü estetiğini yakalamak mümkün.

Son söz olarak, üç saat boyunca anlamsız bir biçimde tek bir adamı/kadını izlediğimiz, sıkıcılıktan yoruculuğa terfi eden filmlerin yanında, 90 dakikada derdini anlatabilen Ölümüne Kaçış gibi olgunluk eserleri festivalde bir sinefile ilaç gibi geliyor. Yerli ya da yabancı genç yönetmenlerin, 80 yaşında da olsalar ustalardan öğreneceği daha çok şey var…

Beyazperde.com'da yayınlanmıştır. 

31 Mart 2011

Nar’dan İlk Taneler
Senarist ve yönetmen Ümit Ünal’ın son filmi Nar’dan ilk görüntüler...

Türk sinemasının üretken isimlerinden Ümit Ünal, yedinci filmine imza atıyor. Çekimleri martın ikinci haftası başlayan ve iki hafta gibi kısa bir sürede tamamlanan Nar, şuan kurgu masasında.
Başrollerini Serra Yılmazİrem Altuğ, İdil Fırat ve Erdem Akakçe’nin paylaştığı Nar’ın konusu farklı şeylere inanan dört kişiyi bir evin içinde, yarım gün gibi kısa bir sürede adalet ve inanç dünyalarını sorgulaması çerçevesinde geçiyor.

Yapımcılığını Artı Productions ve Türker Korkmaz’ın üstlendiği filmin vizyon tarihi henüz belli değil.

Sosyal medya alanlarını aktif biçimde kullanan yönetmen Ünal, çekimler esnasında setten farklı görüntüleri de takipçileri ile paylaşmayı ihmal etmedi.

Serra Yılmaz'ın sahnesinden bir görüntü





Kaynak : http://www.beyazperde.com/haberler/filmler/haberler-16771

27 Mart 2011

Asıl Mesele Kaybedip Kaybetmemek Değil Yeğen...

Ekip Film’in tedirginlikle sunduğu Kaybedenler Kulübü nihayet 25 Mart’ta vizyona girdi. Beyazperde.com’da bütün mart ayı boyunca film için 3 ayrı organizasyon yarışması düzenledik; haberi, sosyal medyası yetmedi en 90’lısından bir de röportaj yaptık. Fakat film ve beraberinde getirdikleri üzerine söylenecekler henüz şimdi başlıyor.

Meraklısının bildiği üzere Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk’un 90’lı yıllarda yaptıkları Kaybedenler Kulübü radyo programının beyazperdeye kurgusal bir şekilde uyarlamasından ibaret olan film, haksız ve gereksiz yere Dövüş Kulübü, Issız Adam benzetmelerine maruz kaldı. Bu yazıda ise benim derdim, bu filmi sinema eleştirisine alet etmek değil; bilakis “kaybeden” olmanın nasıl bir eleştiri taşıdığını birkaç nokta üzerinden kendimce anlatmak.

11 Mart 2011

Bu sene “Elbette Eşitiz!” sloganıyla yola çıkan 9. Filmmor Kadın Filmleri Festivali, pek çok film gösteriminin yanı sıra atölye ve söyleşilerle kapılarını kadınlara açıyor. "Yeryüzünün 25 Köşesinden Film Derledik" diyerek kadınları evlerinden, işlerinden çıkıp film seyretmeye çağıran festival 6 farklı bölümde 60’ı aşkın film sunuyor.

 Kadınların Sinemasa:
• Uganda’nın başkenti Kampala’da 3 kişi için sıradan olmayan bir günün hikâyesini anlatan Imani (Imani, Caroline Kamya)
• Dansın yaşı yoktur diyen Ida’nın Dans Kulübü (Ida’s Dance Club, Dalit Kimor);
• İlk yıldan beri filmlerini festivalde izlediğimiz Kim Longinotto’nun Hindistan’da kadınlara yönelik şiddetle mücadele eden kadınlara çevirdiği kamerasıyla Pembe Sariler (Pink Saris),
• Başka Dilde Aşk filmiyle tanıdığımız İlksen Başarır’ın kendilerine bile itiraf etmeye korktukları sırrı taşıyan bir aileyi anlatan ikinci filmi Atlıkarınca,
• Kurtarılmayı, yakışıklı prensini bekleyen prenseslerin masallarına itirazı olan Bu Masal Böyle Bitmez (This Tale Hasn’t Ended, Leonor Sanchis, Isabel Martinez, Nuria Costa, Itsasne Gaubeca, Irene Colell)
• Dahası; Arjantin’den Afganistan’a, Çin’den Slovenya’ya son bir-kaç yılın, kadınların belgesel, öykülü, uzun-kısa filmleri var.




Toplu Gösterimde: Entrikalar filmiyle Fas’ta yılın en çok gişe yapan filmini yapan, kadınların kurnaz olduğu önermesiyle infial yaratıp ‘erkekler de kurnazdır’ filminin çekilmesine vesile olan Fas’lı yönetmen Farida Benlyazid Toplu Gösterimi var.

Kadınlardan Ortadoğu: Hayallerin Peşinde (Looking for Pink, Soudade Kaadan), Her Gün Bayram (Every Day is Holiday, Dima El-Horr), Nar Ağaçları (Pomegranates and Myrrh, Najwa Najjar) filmleriyle "kadınların kamerasından Ortadoğu" var.

Kendine Ait Bir Cüzdan: Cam Duvar (The Drifter, Tatjana Turanskyj), Erkeksiz Hayat (Living Without Men, Luo Yi) ve Garsonluğun Kadın Hali (Dish: Women Waitressing and the Art of Service, Maya Gallus), Satılık (Sold in America, Chelo Alvarez-Stehle) ile kadınların ekonominin esnek üretim, cam tavan, cam uçurumlarıyla cebelleşme hikâyeleri var.

Annelik Meselesi: kutsalın vazifenin ötesinde siyahı-beyazı ve ille de moruyla annelik mevzusunu dert eden filmler; Aile İçi Mutluluk (The Happy Housewife, Antoinette Beumer ), Doris (Doris, Anna Erlandsson, Carin Bräck, Mia Hulterstam, Cecilia Actis, Cecilia Torquato, Maria Eng, Lena Koppel, Åsa Johannisson, Lena Hanno-Clyne, Anna Hylander) var.

Cins-iyet-ler: Aile Meselesi (Family Matters, Sarah Horst), Bikinisiz (No Bikini, Claudia Morgado Escanilla), Durak (Pitstop, Melanie McGraw), Gevald-Queer Müzikal (Gevald-A Queer Musical, Netalie Braun) gibi teması cinsiyet ve (dile getirilip yasaya geçirmekten imtina edilen) cinsel kimlik meselelerine dair filmler var.

Festivalin hafta sonu programı ise şu şekilde:

12 Mart Cumartesi
Fransız Kültür Merkezi
11:00 Mükellef* / Mukellef* - Orada Hayat Var* / Life is There* - Mr. Fork* / Mr. Fork* - Kadınlar Tekel* / Tekel Women* - Çağrılmayan Yakup* / Yakup Who is not Called Out* - Aile Birliği* / Family Union*
13:00 Garsonluğun Kadın Hali / Dish: Women, Waitressing & Art of Service
15:00 Panel / Panel - Eşitlik / Equality
17:00 Imani / Imani
19:00 Aile İçi Mutluluk* / Happy Housewife*

İstanbul Modern
13:00 İki Tutam Saç- Dersimin Kayıp Kızları* / Two Locks of Hair- The Missing Girls of Dersim*
15:00 O gün* / On That Day* - Rosa / Rosa - Paris/seksi*/ Paris/sexy* - Bu Masal Böyle Bitmez… / This Tale Hasn't Ended - Kortej / The Cortege
17:00 Tancalı Juanita* / Juanita de Tanger*

Cezayir
17:00 Binding Words* / Yasaklı Sözler*
19:00 Birlikte Güçlü / Women's War - Roman Havası / The Life of Roma Women - Büyükanne / Grandmother - Erkeksiz Hayat / Living Without Men - Kadınlar Konuşa Konuşa / Talking Heads(Muslim Women)
20:30 Yaşam Belirtisi / Vital Signs

3 Mart Pazar
İstanbul Modern
13:00 Namus Saikiyle* / An Act of Dishonour*
15:00 Doris* / Doris*
17:00 Kazablanka Kazablanka* /Casablanca Casablanca*
Cezayir
17:00 Atölye / Workshop -Yasaklar ve Yalanlar /Prohibitions and Lies
19:00 Kanatsız / Without Wings - Daha Daha / A Bit and Every Bit - Savaş İlleti / WARdisease - Işık / Light - IKWE- Kadın /IKWE- Woman - İyi Şeyler / Good Stuff -Hiçbir Yerin Ortasında /Into the Middle of Nowhere - Her Yerde Bahar / Universal Spring- Satılık* / Sold in America*
20:30 Aile İçi Mutluluk* /Happy Housewife*

*Yönetmeninin katılımıyla

Festivalin tam programını Filmmor festival sayfasından öğrenebilirsiniz:

10 Mart 2011

22. Ankara Film Festivali’nde Öne Çıkanlar
Zengin festival programında her sinefile göre alternatif mevcut…

Başkentin en önemi sinema organizasyonu olan 22. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin detaylı programı geçtiğimiz hafta yapılan bir basın toplantısı ile açıklanmıştı. Bu sene yerli ve yabancı pek çok filme ev sahipliği yapacak festivalin göze çapan bölümlerini sizler için derledik.


Ulusal Film Yarışmaları

Uzun Metraj
Türk Sineması’nın son dönemde çekilen önemli filmleri yarışacağı Ulusal Uzun Film Yarışması’nda Seren Yüce’nin Çoğunluk, Derviş Zaim’in Gölgeler ve Suretler, Özcan Alper, Ülkü Oktay, Emre Akay, Ahu Öztürk ve Zehra Derya Koç’un Kars Öyküleri, Selim Demirdelen’in Kavşak, Umur Hozatlı’nın Kayıp Özgürlük, Selim Güneş’in Kar Beyaz, Sedat Yılmaz’ın Press, Ahmet Boyacıoğlu’nun Siyah Beyaz, Ümit Ünal’ın Ses ve Emre Yalgın’ın Teslimiyet adlı filmleri jüri karşısına çıkacak.

2292-Cogunluk41a


Erdal Beşikçioğlu, Murat Özer, Serdar Akar, Fadik Sevin Atasoy ve Ayla Kanbur’dan oluşan jüri En İyi Film, En İyi Yönetmen ve Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü dahil olmak üzere 16 ayrı ödül kategorisindeki en iyi filmleri belirleyecek. Ayrıca, Sinema Yazarları Derneği de (SİYAD) Agah Özgüç, Banu Bozdemir ve Fırat Sayıcı’dan oluşan jürisiyle festival kapsamında “SİYAD En İyi Film” ödülünü verecek.

Kısa Metraj

Toplam 229 filmin başvurduğu Ulusal Kısa Film Yarışması’nda 15 kurmaca, 7 canlandırma ve 13 de deneysel olmak üzere toplam 35 film finale kalmayı başardı. Seyirciler, Drama Kısa Film Festivali programcısı Stavros Chassapis, yönetmen İnan Temelkuran, yazar Emrah Serbes, sinema yazarı Ceylan Özçelik ve kurgucu Çiçek Kahraman’dan oluşacak jüri ile kısa filmleri seyretme şansı yakalayacak.

Belgesel Film

Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda, yedisi Öğrenci Filmleri kategorisinde ve on biri Profesyonel kategoride olmak üzere toplam 18 film finale kaldı.

Mehmet Özgür Candan’ın … Göç, Tülin Dağ’ın Bir Adım Ötesi, Ümit Topaloğlu’nun Bir Filateli Öyküsü, Serdar Güven’in Canıyla Oynayanlar, Seyfettin Tokmak ve Kenan Kavut’un Hayal Çetesi, Erdem Murat Çelikler’in Herkes Uyurken, Orhan Tekeoğlu’nun İfakat, Reyan Tuvi’nin Ofsayt, Bingöl Elmas’ın Pippa’ya Mektubum, Aysim Türkmen’in Selahattin’in İstanbul’u ve Cenk Örtülü’yle Zeynel Koç’un Taşlanan Vicdanlar adlı filmleri profesyonel kategoride yarışacak yapımlar. yarışacak.

Belgesel Film ve kısa metraj kategorilerinde her dalda "En İyi Film Ödülü" alan filmler ayrıca maddi olarak da desteklenecek.






Doğaya Karşı İnsan

Ankara Film Festivali, Doğaya Karşı İnsan bölümünde perdeye taşıyacağı yapımlarla doğanın dengesinin hızla bozulduğu sinemaseverlere bir kez daha hatırlatıyor. Bu açıdan, Amerika’da yaşayan İranlı yönetmen Ramin Bahrani'nin 2009 yapımı Naylon Poşet / Plastic Bag filmi bu bölümün öne çıkan yapımlarından biri. 2010 Danimarka yapımı olan Michael Madsen imzalı Sonsuzluğa / Into Eternity isimli belgesel ise Finlandiya'nın Onkalo tesislerindeki dünyanın ilk uzun süreli nükleer atık deposunu konu ediniyor. Jeremy Seifert imzasını taşıyan Karıştır! / Dive! belgeseli ise Los Angeles'taki bir süpermarketin çöplüğünün tüketim ve israf boyutlarını gösteriyor.



Seyircileri evrene karşı daha duyarlı olmaya çağıran bu bölümün diğer filmleri ise şu şekilde:

* Bir Zamanlar Bir Ada Vardı: Te Henua e Nnoho / There Once was an Island: Te Henua e Nnoho, Briar March, 2010, Yeni Zelanda
*Çember / The Circle, 1988, Demokratik Almanya Cumhuriyeti
* Kanımızı Veririz Suyumuzu Vermeyiz / We Won’t Let You Touch Our Water, Cihat Bilen, 2010, Türkiye
* Karıştır! Amerika’nın Çöpü / Dive! Living off America’s Waste, Jeremy Seifert, 2010, ABD
* Kırık Ay / The Broken Moon, Marcos Negrao, Andre Rangel, 2010, Brezilya
* Naylon Poşet / Plastic Bag, Ramin Bahrani, 2009, ABD
* Plastik ve Cam / Plastic and Glass, Tessa Joosse, 2009, Fransa
* Selden Önce: Tuvalu / Before the Flood: Tuvalu, 2004, İngiltere Fransa
* Sonsuzluğa / Into Eternity, Michael Madsen, 2010, Danimarka, İsveç, Finlandiya
* Teclopolis / Teclópolis, Javier Mrad, 2009, Arjantin
* Teslimiyet / Underkastelsen Submission, Stefan Jarl, 2010, İsveç
* İklim Değişikliği Konusunda Ne Yapıyorsun? / So What Are You Doing About Climate Change?, 2008, Almanya
* Sonuç / Consistency, 1986, Demokratik Almanya Cumhuriyeti

Dünyanın Her Köşesinden

Uzakdoğu’dan Amerika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya uzanan kıtalararası filmleri Ankaralı seyircilerle buluşturan festival klasiği bu bölümde 10 farklı film yer alıyor.

Koen Mortier'in Eski Davulcu’dan sonra çektiği yeni filmi 22 Mayıs / 22nd of May, Goya ödüllerinde en iyi yönetmen ve en iyi film dahil toplam 8 ödül alan, Daniel Monzôn imzalı ve en iyi hapishane filmlerden biri olarak gösterilen Hücre 211/ Cell 211; Meksika Devrimi'ne 8 farklı yönetmenin kadrajından bakan Devrim / Revolution ve genç yönetmen Xavier Dolan'ın ikinci uzun metraj filmi Hayali Aşıklar / Heartbeats bu bölümün öne çıkan yapımları arasında.

* 22 Mayıs / 22nd of May, Koen Mortier, 2010, Belçika
* Akbaba / Carancho, Pablo Trapero, 2010, Arjantin
* Ana / Mother Madeo, Bong Joon-ho, 2009, Güney Kore
* Baltık Günlükleri / The Poll Diaries, Chris Kraus, 2010, Almanya, Avusturya
* Bitmeyen Yaz / How I Ended This Summer, Alexei Popogrebsky, 2010, Rusya
* Devrim / Revolution, Mariana Chenillo, Patricia Riggen, Fernando Eimbcke, Amat Escalante, Gael García Bernal, Rodrigo García, Diego Luna, Gerardo Naranjo, Rodrigo Plá, Carlos Reygadas, 2010, Meksika
* Görünmeyen Göz / The Invisible Eye, Diego Lerman, 2010, Arjantin, Fransa, İspanya
* Havyanlar Krallığı / Animal Kingdom, David Michôd, 2010, Avustralya
* Hayali Aşklar / Heartbeats , Xavier Dolan, 2010, Kanada
* Hücre 211 / Cell 211, Daniel Monzón, 2009, İspanya, Fransa



Ankara Film Festival'i tanıtım videosu.


Ustalar
Çağdaş sinemaya yön veren, dünyanın en tanınmış yönetmenlerinin en son filmlerini Ankaralı seyircilerle buluşturan ustalar bölümünde yer alan filmler ve yönetmenler ise şu şekilde:

* Benim Güzel Oğlum, Ne Yaptın Sen? / My Son, My Son, What Have Ye Done Werner Herzog, 2009, ABD, Almanya
*Carlos, Olivier Assayas, 2010, Fransa Hayatta Kalmak / Surviving Life Jan Švankmajer, 2010, Çek Cumhuriyeti
* Montpensier Prensesi / The Princess of Montpensier, Bertrand Tavernier, 2010, Fransa
* Öfke / Outrage, Takeshi Kitano, 2010, Japonya
* Özgürlük / Freedom Korkoro, TonyGatlif, 2009, Fransa
* Son Sirk / A Sad Trumpet Ballad, Álex de la Iglesia, 2010, İspanya
* Tehlikeli Yol / Route Irish, Ken Loach, 2010, İngiltere

Yeni Bir Pencere: Kazakistan’dan bölümünde Sergey Dvortsevoy'un imzalı Tulpan dikkat çekerken; Yeni İtalyan Sineması’ndan Nanni Moretti'nin 2007 yapımı Timsah / The Caiman ve Paulo Sorrentino yönetmenliğinde kotarılan Il Divo İtalyan siyasetine sinemanın eleştirel gözünden bakan yapımlar olarak öne çıkıyor.

Panahi ve Rasoulof’a Özgürlük: 2010 yılının Aralık ayında “sisteme karşı propaganda yapmak” suçlamasıyla altı yıl hapis cezası alan ve 20 yıl süresince film çekmekten men edilen İran sinemasının usta isimleri Cafer Panahi ve Muhammed Resulof Ankara Film Festivali'nde Kanlı Altın / Crimson Gold ve Beyaz Çayırlar / The White Meadows filmleri ile gıyabında anılıyor.



Toplu Gösterim: Jerzy Skolimowski

Her sene festival programlarının en önemli bölümleri arasında gösterilen toplu gösterimlerin bu sefer ki seçkin yönetmeni Polonyalı yönetmen Jerzy Skolimowski. Polonya sinemasının Wajda, Zanussi, Kieslowski gibi hatırı sayılır, öncü yönetmenleri arasında yer alan Skolimowski, The Shout, Moonlighting, The Departure gibi kült filmlerle tanınıyor. 1991 yılından bu yana sinemadaki sessizliğini koruyan yönetmen, 2008’de çektiği Anna ile Dört Gece filmiyle beyazperdeye geri döndüğünü müjdelemişti. 2010 yılında çektiği Ölümüne Kaçış / Essential Killingfilmiyle de Venedik Film Festivali’nde yarışan Skolimowski, 6 filmden oluşan bir seçki ile Ankara Film Festivali’nde yer alıyor. Ayrıca, Ölümüne Kaçış filminin Türkiye Prömiyeri de festival kapsamında gerçekleştiriliyor.




* Anna ile Dört Gece / Four Nights with Anna, Jerzy Skolimowski, 2008
* Eller Yukarı! / Hands Up!,Jerzy Skolimowski, 1967
* Engel / Barrier, Jerzy Skolimowski, 1966
* Ferdydurke / Thirty Door Key, Jerzy Skolimowski, 1991
* Kolay Başarı / Walkover, Jerzy Skolimowski, 1965
* Ölümüne Kaçış / Essential Killing, Jerzy Skolimowski, 2010
* Yüz Tarifi / Rysopis, Jerzy Skolimowski, 1964

Yaşasın Komün! (Vive la commune!) : 1871 yılında sefalet içindeki emekçi kitlelerin, eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmacı bir dünya için ayağa kalkmasıyla burjuvazi, Yaşasın Komün (Vive la Commune!) haykırışı ile karşılaştı. Maalesef tarihin ilk proleter yönetimi büyük bir kıyımla yok edilmiş olsa da Paris Komününün 140. yıldönümünde Peter Watkins'in 2000 tarihli, 345 dakikalık başyapıtı Paris Komünü / La Commune (Paris, 1871) filmi Fransa’nın özgürlük tarihine bir saygı duruşu olarak seyircilere ulaşıyor.

Başka Bir Evren bölümü on farklı ülkeden aralarında Kayıp Hisler Sandığı, Rabo’nun Venüs’ü, Kusursuz Peter, Satranç gibi dikkat çeken yapımların da olduğu 15 canlandırma filmi ağırlıyor.

Korku ve gerilim türünün müdavimleri için Geceyarısı Sineması kuşağı bu sene de farklı ülkelerden “korkunç” örnekleri seyirci ile buluşturuyor:
* Anneme ve Babama / To My Mother and Father Can Evrenol, 2010, İngiltere
* Beaver Dam Efsanesi / The Legend of Beaver Dam Jerome Sable, 2010 Kanada, ABD
* Ölü Sezon / Off Season Jonathan van Tulleken, 2009, ABD, İngiltere, Kanada
* Şeytanı Gördüm / I Saw the Devil, Kim Ji-Woon, 2010, Güney Kore
* Tanrının Gazabı / Deus Irae, Pedro Cristiani, 2010, Arjantin

Festival ile ilgili gelişmeler ve haberleri önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.