Henüz oldukça genç ve fikren de körpeydim, lise sıralarındayken ‘partili bir abimiz’ “Marx, Marx diye konuşuyorsunuz ama Marksizm’in yapı taşlarının kurucusu, fikir babası Friedrich Engels’tir. Açın okuyun biraz!” diye biz bir grup yeniyetme solcuyu hafifçe payladığında. Diğer memleketleri bu açıdan yorumlayamam ama, evet okumayı genelde sevmeyen bir millet olarak siyasi görüşümüzü de, tarihimizi de, kültürümüzü de kulaktan dolma almaya bayılırız; hap yap yut veriyi sindirmeden fikir üretmekte üstümüze yoktur! İşte bu hafta vizyona girecek Genç Karl Marx filmi, kurammış, manifestoymuş, eleştiriymiş okumaya üşenen tatlı su solcuları için birebir biçilmiş kaftan; üstelik finaliyle de ‘hadi kalk devrim yapıyoruz!’ gazını almış halde sinema salonundan çıkmanız olası.
24 Mayıs 2017
Dünyanın ezilen tüm sinema emekçileri, birleşin!
Henüz oldukça genç ve fikren de körpeydim, lise sıralarındayken ‘partili bir abimiz’ “Marx, Marx diye konuşuyorsunuz ama Marksizm’in yapı taşlarının kurucusu, fikir babası Friedrich Engels’tir. Açın okuyun biraz!” diye biz bir grup yeniyetme solcuyu hafifçe payladığında. Diğer memleketleri bu açıdan yorumlayamam ama, evet okumayı genelde sevmeyen bir millet olarak siyasi görüşümüzü de, tarihimizi de, kültürümüzü de kulaktan dolma almaya bayılırız; hap yap yut veriyi sindirmeden fikir üretmekte üstümüze yoktur! İşte bu hafta vizyona girecek Genç Karl Marx filmi, kurammış, manifestoymuş, eleştiriymiş okumaya üşenen tatlı su solcuları için birebir biçilmiş kaftan; üstelik finaliyle de ‘hadi kalk devrim yapıyoruz!’ gazını almış halde sinema salonundan çıkmanız olası.
17 Nisan 2017
Yaşamak Güzel Şey be Kardeşim!
Çıkarın sandıklardan işli, saten geceliklerinizi, henüz kutusundan
çıkmamış hediye ayakkabılarınızı, ya da ‘özel bir günde kullanırım’
dediğiniz ama dokunmaya kıyamadığınız fincan takımlarını! Yırtılsın,
kırılsın, olsun varsın… Zira antikacılar, ikincielci’ler ya da
belediyelerin yardım kutuları ve daha nicesi, sahipleri bir kez bile
kullanamadan elden çıkartılan, etiketi üzerinde eşyalarla dolu! Bu
girişin nedeni yaşamanın herkesten, her şeyden, her filmden ve her işten
güçten bağımsız, gerçekten “güzel bir şey” oluşundan kaynaklanıyor; bu
kadar güzel bir şeyi paketi açılmadan, içindeki hazlardan bir haber, ‘o
canııımm porselen takımını’ doya doya kullanmadan kendimizi tüketip,
sonra da çekip gidiyoruz. Üçüncü uzun metraj filmiyle sinemaseverleri
bir kez daha selamlayan Müfit Can Saçıntı, Yaşamak Güzel Şey ile bu kez “İşte sakın ola böyle davranmayın” diyor, tüketmeyin hem kendinizi hem hayatınızı.

2 Nisan 2017
Ülkenin en “gerçek” sorunu sinema perdesinde!
Hem 1987 doğumlu olmasıyla hem de filmografisiyle genç sıfatını halen taşıyan yeni dönem sinemacılarımızdan olan Doğa Can Anafarta senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği 4. uzun metrajlı filmi Biz Size Döneriz ile ilk kez komedi ağırlıklı sularda yüzüyor; çok da iyi bir tercih yapıyor zannımızca!
Filme adını veren “Biz Size Döneriz” tabiri, bu filmi izleyecek ya da en azından afişini görecek, adını duyacak 1980 ve sonrası doğumlu kuşak için oldukça sıradan bir cümlecik! Zira geçtiğimiz haftalarda açıklanan resmi rakamlarına göre “işsizlik oranları 7 yılın tarihi seviyesine çıkarak yüzde 12.1 olarak” kayıtlara geçti. Kayıt dışı ve hesaplamalara girmeyen gizli işsizlerle bu oranın %20’lere vardığı da artık gizlenemeyecek bir gerçek. İşte Anafarta’nın filmi en başından itibaren, bu rakamsal oranın trajikomik biçimde İstiklal Caddesi’nde görselleştirilmiş haliyle başlıyor; ve senaryo tüm film boyunca 6 genç işsiz arkadaşın günlük hayatlarının peşine düşerek asla dönülmeyen “biz size döneriz” avuntusunun izdüşümlerini izliyor.

Filme adını veren “Biz Size Döneriz” tabiri, bu filmi izleyecek ya da en azından afişini görecek, adını duyacak 1980 ve sonrası doğumlu kuşak için oldukça sıradan bir cümlecik! Zira geçtiğimiz haftalarda açıklanan resmi rakamlarına göre “işsizlik oranları 7 yılın tarihi seviyesine çıkarak yüzde 12.1 olarak” kayıtlara geçti. Kayıt dışı ve hesaplamalara girmeyen gizli işsizlerle bu oranın %20’lere vardığı da artık gizlenemeyecek bir gerçek. İşte Anafarta’nın filmi en başından itibaren, bu rakamsal oranın trajikomik biçimde İstiklal Caddesi’nde görselleştirilmiş haliyle başlıyor; ve senaryo tüm film boyunca 6 genç işsiz arkadaşın günlük hayatlarının peşine düşerek asla dönülmeyen “biz size döneriz” avuntusunun izdüşümlerini izliyor.
20 Mart 2017
Bir Neruda olsa da bize de şiir okusa...
Şili’nin efsane figürlerinden şair, yazar, senatör ve de ‘komünist’
Pablo Neruda’nın 1940’ların sonundaki kaçak/sürgün yaşamını bir kesit
alarak beyazperdeye taşıyan yapım, 69. Cannes Film Festivali'nde
Yönetmenlerin 15 Günü bölümünde kendisine yer bulan Pablo Larraín’in imzasını taşıyor. Tony Manero, Post Mortem, No ve The Club’tan
sonra yine sinefillerin gözdelerinden biri olacak bir filme imza atan
Larrain, kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor; bilakis festivalin
sabah 8:45 seansını tıklım tıklım doldurtarak, filmini ayakta
alkışlatıyor.

Öteki Sineması' açısından bir baş yapıt: Ay Işığı
Hakkında ne yazsanız az gelecek, kelimelerle ifade edilmesi zor insanlar, durumlar, şahitlikler vardır… Bu listeye bir de ‘filmleri’ ekleyin; ekleyin ki bir giriş paragrafını dahi iki, üç kere silip yeniden baştan başlatan Moonlight/ Ayışığı filminin hakkını belki ancak o şekilde verebiliriz. Size sadece şunu da söyleyebilirim; film Oscar yarışının dolu dizgin devam ettiği şu günlerde seyredilecek en iyi alternatif, en yakın rakiplerini uzak ara açıkta bırakacak bir güce sahip! Vizyondayken sinema perdesinde seyretme şansını sakın kaçırmayın. Sonda söylememiz gerekeni başta söyleyelim ki bu başyapıtın gişesi iki elin parmaklarını geçsin…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)