6 Eylül 2008

Trainspottin'& Nişantaşı

Trainspotting filminin introsu eşliğinde nişantaşı semtine bir güzelleme...


Bu deneysel videoyu çekeli ve "jump cut" yöntemiyle kurgulayalı baya oluyor, Limonluk okuyucuları ile paylaşmak bugüne kısmetmiş.
Hoparlörünüzün sesini açarak izleyiniz..

İyi seyirler dileriz...


2 Eylül 2008

Bu topraklardan İlhan Berk geçti..


Üstadımızı kaybettik..
Öyle içimize oturdu ki, haberi öğrendiğimizden beri bir yandan iki kelam etmek arzusu, diğer yandan boğazımıza takılan sözcükler..



Üstad'tan şakır şakır dökülen, bizim boğazımıza takılan o sözcükler.. "Yazmak mutsuzluktur" deyip, yazıya ömrü boyunca mahkum olanların halini daha iyi anlatan bir dize olabilir mi?

Bizim Limonluk olarak içimize en buruk tat oturdu. Öyle ki, ağlayamadık bile.
Henüz Attila İlhan yokluğuna ancak alışmışken, koskoca bir şair daha kaydı gitti Türk edebiyatının sayfalarından..

"yastayım, yasta / göçtü bir üstad daha/ ilhan berk'e uğurlar ola..."
satırlarıyla üstad'a Bodrum'dan karanfiller yağdırırken, sözü gene kendisine bırasak, en iyisi olacak...

Akşama Doğru
Ey güzel harf güzel kağıt güzel kalem.
Sana nehirlerden rüzgarlardan söz ediyorum
Benim için nehirleri eğit, su yolları aç.
Ben ki daha ağzı lekeli bir çocukken
Yürürken gördüm bir gün nehirleri
Nehirlerin rüzgarların sözü yaşar.
Ben ağzının yaprağıyım, bir yere yaz bunu.

Ey güzel elyazısı güzel mürekkep güzel uç.
Beni küçük su birikintileri büyüttü.
Beni anlamak için su birikintilerine sor
Su unutmaz: Daireler çizerek dikkatle çalışır.
Benim için yapraklar topla, yatağını lekele.
Ben akşama doğruyum, karıştır saçlarımı

Kitap-lık 58, Şubat // YKY Şiir Yıllığı 2003

Türk şiirinin başı sağolsun..

Fotoğraf:Ntvmsnbc.com fotogaleri.

28 Ağustos 2008

Bu Ağustos Bitmenden...

2008'in sekizinci, yazın son ayı Ağustos bitmeden aşağıdaki listeden kendinize bir hediye verin ve bu haftasonu bitmeden birini mutlaka yapın!



Pera Müzesi'de Mayıs başında açılan Joan Miro sergisi bu pazar bitiyor, acele edin!


İstanbul'un görece serin geçen bugünlerinde sahilde bisiklet sürün.
Anadolu yakasında Bostancı sahilinden başlayıp, Pendik'e kadar devam eden sahil yolu bisiklet severler için hem güvenli, hem de ada manzaralarıyla tam seyirlik bir orta.
Avrupa kıyısında herhangi bir bisiklet yolu bulunmamakla birlikte, Beşiktaş-Ortaköy-Bebek hattını izleyerek Sarıyer'e kadar pedallayabilirsiniz.





Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi'nde pul olan paramızın Osmanlı'dan bu yana tarihini görün.




Malum Ramazan geliyor; gerçi özgür(!) bir ülkedeyiz ama pazar olmadan bir akşam Ortaköy sahilinde için, köprü ışıklarını seyrederek boğazın keyfini sonuna kadar çıkartın. Zira başka İstanbul yok.


Ortaköy ters ise Nevizade'de takılın...



Eminönü'nden Ramazan alışverişi yapın. Özellikle alışveriş için cumartesi gününü seçin, ve gününüzü görün:)) İzmir'deyseniz adresiniz Kemeraltı çarşısı olsun.

Yaz sonu indirimleri de bitmek üzere. Bu hafta yaz eksiklerinizi tamamladınız, tamamladınız. Yoksa önümüzdeki bahara kadar yaz sezonunu beklemek zorundasınız, bizden hatırlatması.. (Gerçi ay sonu daha maaş almadan hem Ramazan hem indirim alışverişi nasıl olur ben de bimiyorum, deneyip göreceğiz...)

Ve son olarak incir yiyin! Ağustos bitiyor ve doğal olarak incirlere de vda ediyoruz. Yeşil ya da siyah incir hangisinden bulabiliyorsanız, yumulun ve doya doya incir yiyin. Ucuz incir için marketleri değil, semt pazarlarını tercih edin.
Aman ipin ucunu kaçırıp da sindirim sisteminizi alt üst etmeyin. Bizden söylemesi;)


Herkese serin ve mutlu bir eylül başlangıcı dileriz...

Fotoğraflar: Wow istanbul, wikimedia ve müzelerin kendi web sitelerinden alınmıştır.

27 Ağustos 2008

İroni...

Dave Freeman, Hızlı Yaşadı Genç Öldü
Hayatın ironisi bu değilse, nedir sormak istiyorum sevgili Limonlukçu'lar...

'Ölmeden önce yapmanız gereken 100 şey' kitabının yazarı, hazırladığı listedekileri tamamlayamadan öldü.







"Published in 1999, Dave Freeman's “100 Things” was one of the first contemporary books to create a travel agenda based on 100 sites and then market it with a title that reminded mortal readers that time was limited."





Onunu bile yapsanız yeter şu kısa hayatta
California’daki evinde düşüp kafasını çarparak ölen 47 yaşındaki yazar Dave Freeman, 'Ölmeden Önce Yapılması Gereken 100 Şey'den sadece 50’sini yapabildi.

Sanırız, Okunması Gereken 1000 Kitap, İzlenmesi Gereken 1000 Film ve Ziyaret Edilmesi Gereken 1000 Yer'in yazarları ve editörleri daha dikkatli olmalı..

Haber ve video Kaynak: NTVMSNBC.com

Fotoğraf : LA Times


24 Ağustos 2008

İtalyan Yeni Gerçekçilik Akımı-1

“İnsana uzanan araçlardan birisi olarak sinemanın da görevidir öyleyse faşizmi sorgulamak ve onunla savaşmak...” Ali Gevgilili


Giriş
Yeni gerçekçilik, tanım olarak, II. Dünya Savaşı sonrasında İtalya'da gelişen ve savaşa yol açan nedenleri, savaş boyunca ve sonrasında ortaya çıkan toplumsal sorunları gerçekçi bir biçimde işlemeyi hedefleyen eserlerin verildiği, sinemayı olduğu kadar edebiyatı da etkilemiş olan akımdır. (1)

Sinema-toplum ilişkileri göz önüne alındığında, İtalyan yeni gerçekçiliği akımı bu alanda incelenebilecek en açık örneklerden biridir. Çünkü “bu akımın doğup geliştiği yıllar (1935-1950), İtalyan toplumunun Faşizm ile yeniden biçimlendiği ve II. Dünya Savaşı'nın getirdiği sıkıntılarla yoğrulduğu bir dönemdir.”(2), ki savaş dönemlerinin ve sonrasında yaşanan sıkıntıların (ve değişimlerin) savaşın hem öznesi hem nesnesi olan bizatihi toplum fertleri üstünde bıraktığı izler siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşantıya doğrudan yansımaktadır. Bu bağlamda, İtalyan yeni gerçekçiliği bu ortam içerisinde sadece düşünsel ve sanatsal bir hareketin ürünü olmakla kalmamış, toplumsal beklenti ve ihtiyaçlara cevap vermeye çalışarak toplumsal sorunları temel bir endişe olarak görmeyi seçmiştir. Ayrıca Yeni gerçekçilik akımı her ne kadar ulusal eksende başlamış olsa da, diğer ülke sinemaları üzerinde (3) ve sonrasında da üçüncü dünya sinemasının oluşmasında etkili olmasıyla uluslararası bir nitelik kazanmıştır. (4)

Bu bağlamda yeni gerçekçiliğin sinemadaki yankısını incelemeden önce, İtalyan faşist dönemi, savaş yıllarının koşullarına ve bu koşulların sinemadaki yansımalarına değinmek gerekmektedir. Makalenin ikinci aşamasında yeni gerçekçilik akımı detaylı biçimde ele alınıp, sonuç bölümünde üçüncü dünya sineması üstündeki etkisi bağlamında akımın uluslararası önemine değinilecektir.

Faşist Dönem İtalya’sı ve İtalyan Sineması

Avrupa tarihinin şahit olduğu en kanlı ırkçılık vahşetlerinden birinin sorumlusu olan Almanya, yönetimdeki diktatörlük rejimi ele alındığında yalnız değildi; Nasyonel Sosyalistler 1930’lu yıllarda iyice güçlendiklerinde, Mussolini, İtalya’da 1925’ten beri etkin olarak görev başındaydı. Her iki ülkenin de, faşizme teslim olmasının temelde ortak bir nedeni bulunmaktadır: Birinci Dünya Savaşı sonrasında ve büyük bunalım yılları sırasında yönetimde olan sol partiler, ekonomik bunalımlar gerektiği gibi başa çıkamamışlardır; toplumdaki huzursuzluğu ve yoksulluğu fırsat bilen milliyetçi partiler ise, sol partilerden umudunu kesen ve aslında tek derdi ekonomik sıkıntı olan halkı kendi yanlarına çekmeyi başarmışladır. (5)

1925'ten sonra İtalya’nın liberal çevreleriyle bağını koparan Mussolini, katı diktatörlüğe giden adımları teker teker atmıştır. Anayasal kurumlar ve özgürlükler göstermelik bir düzeye çekilmiştir; hükümet sadece alınan kararları uygulayan, parlamentoya karşı sorumsuz bir organa dönüştürülmüştür. Sendikalar üzerinde kesin bir denetiminin kurulmasını 1926’da partilerin kapatılması izlemiştir. İtalya artık adım adım bir polis devleti olma yolundadır. 1928'de çıkarılan seçim yasasını, faşist ideolojinin yoğun propagandası izler; sinema da dahil olmak üzere her türlü yöntemin kullanılması da ‘mubahtır’.

Bu süreçte İtalyan sinema endüstrisi sadece denetim altına alınmakla kalmamış, İtalyan sinemasını faşist yönetimin çıkarları doğrultusunda geliştirmek için bir takım önlemler alınmıştır. Peyami Çelikcan bu dönemi şu maddelerle özetler (6) :
1. Hükümet tarafından büyük bir film stüdyosu (Cinecittâ) (7) kuruldu ve bir sinema okulu (Centro Sperimentale di Cinematografia) açıldı (8);
2. Hükümet büyük sinema stüdyolarına parasal destek sağlayarak denetlemeye çalıştı (Direzione Generale per la Cinematografia) (9);
3. Kamu bankaları film yapımcılarına yalnızca propaganda filmleri için değil, popüler ve sanatsal filmler için de kolay krediler vermeye başladı. Bu ekonomik yardım, film yapımını kolaylaştırdı;
4. Hükümet Amerikan filmlerini yasaklayarak İtalyan sinemasını geliştirmeye çalıştı. İtalya'da gösterime giren bütün yabancı filmlerin İtalyanca seslendirilmesi
zorunluluğunu da getirerek sinema sektöründeki iş hacmini arttırmaya yöneldi.
Yerli sinema endüstrisinin güçlenmesine zemin hazırlayan bu düzenlemeler, milliyetçi faşizmin -kendi çıkarına yönelik olsa da -bir nebze ‘olumlu’ etkisi olarak okunabilir.

Bu girişimlerin yanı sıra Mussolini , oğlu Vittorio'yu İtalyan sinema endüstrisinde önemli görevlere getirmiştir. Tüm amacı, Almanların Triumph des Willens (İradenin Zaferi Leni Riefenstahl, 1935) ve Sovyetlerin Potemkin Zırhlısı (Sergei Eisenstein, 1925) filmleri gibi bir İtalyan sinema klasiği yaratmak olan Mussolini (10), propaganda hedefine ulaşmak için sinema tarihinin en büyük bütçeli filmi olarak gösterilen Scipiune Africano (1937) isimli filmi Carmino Gallone'ye çektirmiştir. Fakat, Musollini’nin Etiyopya’daki başarısını perçinlemek için çektirilen film, komik hatalardan dolayı bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır.(11)Bu girişim, düş kırıklığı yaratmış olsa da, Musollini’yi sinemayı propaganda aracı olarak kullanmaktan vazgeçirmemiştir. Aksine, daha büyük alt yapı yatırımları, film okulları, yönetmen ve oyuncu ithaline yönelik maddi desteklerle İtalyan sinemasını kendi arzuladığı noktaya çıkarmaya çalışmıştır.

Morandini aktardığına göre, 1930-1943 arasında yapılan 722 filmin 30'unda faşist propaganda oldukça belirgindir. Yazar, bu tarz filmleri dört kategoriye ayırmıştır (12):
• Yurtsever ve/veya askeri filmler
• İtalya'nın "Afrika misyonu”yla ilgili filmler
• Kostümlü dramalar
• Anti-Bolşevik ve anti-Sovyet propaganda filmleri

Yeni gerçekçiliğin neyin karşısında durduğunu anlamak için bu dönem sinemasının niteliklerine de gene Morandini’nin aktardıklarıyla kısaca değinebiliriz (13):

“Bu filmlerdeki üslup farklı türlere bölünmüştü; filmler yıldız kültüne dayalıydı ve profesyonel bir yazar figürü olarak yönetmen imajı sadece tek tük başarılarla gelişti. Temel türler komedi, melodram ve kostümlü-tarihsel dramaydı. Komediler sıkıcı ölçüde duygusal ve özellikle 1937'den sonra saçmalık derecesinde lüks içinde yaşayan, türe adını veren parlak "beyaz telefonlar”la konuşan, heyecansız karakterleri olumlayan ve gerçekliğin reddine dayanan, ciddiyetsiz, ahmakça filmlerdi. Yönetmenlik en alt seviyedeydi, filmlerin setleri ve dekorlar rengârenk vitrinlerle aynı beğenideydi…”

Sonuçta Musollini resmi elden ne yaparsa yapsın, okullarda faşizme karşı aydınlanan genç sinemacıları resmi sinema olanaklarından uzak tuttuğu için – ki sinemacıların kendileri de Musollini’nin kuklası olarak çalışmayı reddetmişlerdir - o dönem İtalyan sinemasını amaçladığı düzeye getirememiştir. Faşizm döneminde, sinema ortamında kendi çıkarttıkları kuramsal eleştiri dergisiyle (Corrento) tutunmaya çalışan genç yönetmenler (ve onların açtıkları bu düşünsel yol), Musollini devrildikten sonra, deneyimli sinemacılarla güçlerini birleştirip İtalyan sinemasını, sinema tarihine yazdıracak filmler çekilmesini sağlamışlardır. (14)Bir anlamda Musollini’nin dileği, ters açıdan da olsa gerçekleşmiştir.



Sinema cephesinde devlet eliyle hem baskı hem destekleme beraber sürerken, savaş ve siyaset cephesindeyse, Musollini İtalya’sı 1936'da Etiyopya'yı işgal eder, Nazi Almanya’sı ile yakınlaşarak Roma-Berlin Mihveri (1938) imzalanır; 1939 yılındaysa Arnavutluk işgal edilir ve Almanya ile Çelik Pakt imzalanır. Fakat 1940'ta savaşa dâhil olan İtalya, Almanya kadar hazırlıklı olmadığından askeri harekâtların çoğunda başarısızlığa uğramıştır. İtalya'da faşist rejime karşı gelişen tepkiler 1943'te çığ gibi büyüyen işçi grevleriyle iyice su yüzüne çıkmıştır. Müttefiklerin Sicilya çıkarmasının ardından Mussolini'nin istifaya zorlanmasıyla faşist rejim hızla çökme sürecine girmiştir. Bunun sonucu olarak, İtalya Eylül 1943'te Müttefiklerle koşulsuz ateşkes imzalayınca, Hitler yarımadaya hemen Alman birlikleri göndermiştir ve İtalya siyasi yönetim olarak ikiye ayrılmıştır. Kuzeyde Faşist Parti'nin kalıntılarına dayanarak kukla bir rejim kurulurken, Müttefiklerin işgaline giren güneyde Hıristiyan Demokrat Parti, Sosyalist Proleter Birlik Partisi ve İtalyan Komünist Partisi ile bir dizi küçük parti Roma'da Ulusal Kurtuluş Komitesi'ni oluşturmuştur. Ulusal Kurtuluş Komitesi'nin örgütlediği Direniş Hareketi, İtalya'nın Nisan 1945'te Nazi işgalinden kurtulmasında önemli rol oynamıştır. Hazırlanan yeni anayasa halkoylamasıyla kabul edilmiş ve yapılan genel seçimlerde Hıristiyan Demokrat Parti çoğunluk oylarıyla çıkmıştır.(15)

Siyasal düzen kurulmuş gibi görünse de savaş sonrası İtalya'da toplumsal yaşam büyük bir çöküntü dönemine girmiştir. Siyasal değişimler ve yeniden yapılanmanın yanı sıra İkinci Dünya Savaşı ülkede ekonomik düzende büyük zararlara yol açmış; bunun doğal bir sonucu olarak sosyal hayatta işsizlik ve yoksulluk halkın her kesimini ciddi biçimde etkilemiştir. İşte, İtalyan yeni gerçekçiliği ülkenin ve toplumun bu karmaşa, sıkıntı ve işgal dönemini yansıtan eserlerini doğurmuştur ve bu akım edebiyat ve diğer sanat dallarında görülmekle birlikte en güçlü şekilde sinemada temsil edilmiştir.(16)




Dip Notlar:
1. ANA BRITANNICA: Genel kültür ansiklopedisi. Ana yayıncılık A.Ş. İstanbul: 2000 Cilt 22 sf : 365
2. Peyami Çelikcan yeni gerçekçilik Sinema akımları / A. Acarsoy ; der. D. Derman. Ankara : Med-Campus A126 Proje Yayınları, 1997. Sf:147
3. A.g.e
4. Esra Biryıldız, Zeynep Çetin Erus, Üçüncü Sinema ve Üçüncü Dünya Sineması, İstanbul :2007 Es Yayınları sf:10
5. ANA BRITANNICA : Genel kültür ansiklopedisi, Ana yayıncılık A.Ş. İstanbul: 2000 Cilt 12Sf:154
6. Peyami Çelikcan Yeni Gerçekçilik Sinema Akımları / A. Acarsoy ; Der. D. Derman. Ankara : Med-Campus A126 Proje Yayınları, 1997.
7.8.9. Morando Morandini, Faşizmden Yeni-Gerçekçiliğe İtalya : Dünya sinema tarihi / editör, Geoffrey Nowell-Smith; çev. Ahmet Fethi. İstanbul : Kabalcı Kitabevi, 2003. Sf:406

10. Peyami Çelikcan Avrupa Sineması Ve İtalyan Yeni Gerçekçiliği, Toplum Bilim Dergisi Sayı:18 İstanbul: Ocak 2005 Bağlam Yay. Sf: 85
11. Peyami Çelikcan yeni gerçekçilik Sinema akımları / A. Acarsoy ; der. D. Derman. Ankara : Med-Campus A126 Proje Yayınları, 1997. (Yazar burada verdiği detaylarda eski Roma üzerinde telefon direklerinin olduğunu, Roma askerlerinin kollarında saat göründüğü söylemektedir. Bu detaylar, akla ister istemez Türk sinemasında tarihinde kadraja uçakların girdiği, kol saatli ‘Kara Murat’ filmlerini hatırlatmaktadır.)
12. Morando Morandini, Faşizmden Yeni-Gerçekçiliğe İtalya : Dünya sinema tarihi / editör, Geoffrey Nowell-Smith; çev. Ahmet Fethi. İstanbul : Kabalcı Kitabevi, 2003. Sf:408
13. A.g.e. sf:410
14. Peyami Çelikcan Avrupa Sineması ve İtalyan yeni Gerçekçiliği, toplum bilim dergisi sayı:18 İstanbul: Ocak 2005 Bağlam Yay. sf: 86
15. ANA BRITANNICA : Genel kültür ansiklopedisi, Ana yayıncılık A.Ş. İstanbul: 2000 Cilt 12 Sf:154
16. Ala Sivas İtalyan Sineması İstanbul : Es Yay., 2004. Sf:39


KAYNAKÇA

ANA BRITANNICA : Genel kültür ansiklopedisi, Ana yayıncılık A.Ş. İstanbul: 2000 Cilt 22

Biryıldız Esra, ; Erus, Zeynep Çetin, Üçüncü Sinema ve Üçüncü Dünya Sineması,
İstanbul :2007 Es Yayınları

Chansel, Dominique “Ulusal Ve İdeolojik Nefret: İkinci Dünya Savaşı” ,Beyaz Perdedeki Avrupa Tarih Öğretimi Ve Sinema Çev. Nurettin Elhüseyni İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları Haziran 2003

Çelikcan, Peyami Yeni Gerçekçilik Sinema Akımları / A. Acarsoy ; Der. D. Derman. Ankara : Med-Campus A126 Proje Yayınları, 1997

Çelikcan, Peyami Avrupa Sineması ve İtalyan Yeni Gerçekçiliği, Toplum Bilim Dergisi sayı 18 İstanbul: Ocak 2005 Bağlam Yay.

Gevgilili, Ali Çağını Sorgulayan Sinema Ankara : Bağlam, 1989
Monaco James Bir Film Nasıl Okunur? Sinema Dili, Tarihi Ve Kuramı Sinema, Medya Ve Multilmedya Dünyası Çev. Ertan Yılmaz Oğlak Yay. İstanbul:2002

Morandini Morando, Faşizmden Yeni-Gerçekçiliğe İtalya : Dünya sinema tarihi / editör, Geoffrey Nowell-Smith; çev. Ahmet Fethi. İstanbul : Kabalcı Kitabevi, 2003.

Orr, John Sinema ve modernlik; çev. Ayşegül Bahçıvan Ankara : Ark yay, 1997

Sivas, Ala İtalyan Sineması İstanbul : Es Yay., 2004

Teksoy Rekin, Sinema Tarihi İstanbul: Oğlak Yayıncılık, 2005.