4 Mart 2011

Hiçbir Bloguma Dokunma!


Ben 9kare.net internet sayfası altında bir kısmı iş, bir kısmı hobi için barındırdığı blogspot uzantılı bütün blogları bir gecede engellenen ve ekmeğini internetten çıkartan editör Duygu Kocabaylıoğlu olarak gerek öz geçmişimde yer alan referanslara erişimim, gerekse şahsi tuttuğum günlük yazılarıma erişimim engellendiği için, aşağıdaki metinde sözü geçen mahkeme kararını -haklı gerekçelere dayanıyor dahi olsa- uygulama hatasından dolayı Protesto Ediyorum!


Bloguma Dokunma Bildirisi

Bir ülkenin internet deneyimi ve tarihinin sansürlerle anılması çok trajikomik bir durumdur. İnternetin özü olan birey haklarının ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, sosyal medya dünyasının özüne tamamen aykırıdır.

Bizler; Türkiye’nin dört bir yanından profesyonel veya amatör olarak blog tutanlar, internette günlük yaşantılarını ve birikimlerini ve deneyimlerini diğer insanlarla paylaşma hevesiyle tutuşan herkes, gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz.

5846’nci no’lu kanunun esnekliğinden mütevellit, 1 Mart 2011 günü, Google’a ait olan ücretsiz blog servisi Blogspot, Digiturk grubunun açmış olduğu dava sebebiyle erişime kapatılmıştır. Süper Toto Süper Lig’in yayın haklarının sahibi olan Digiturk bu davada, korsan olarak LigTV yayını yapan kişilere karşı kendi haklarını savunmak amacıyla hukuki süreç başlatmıştır. Ancak ilgili kanun gereği yasaklamaların, sitelerin adresleri ve alt-domainleri üzerinden değil; IP adresleri üzerinden yapılması sebebiyle Blogspot’a ait birçok ilişkili IP aralığı erişime kapatılmıştır. Böylelikle de binlerce blogger’ın kişisel sitesi sansür kurbanı olmuştur. Bazı bloglara bazı anlarda girilmesinin sebebi ise aynı IP üzerinde birçok blogun yer alması ve aslında her IP’nin yasaklanmamış olmasıdır.

İlgili kanunun esnekliğini ve nelere yol açtığını geçmişte birçok kez görmüşken, devlet sansüründen dolayı binlerce site yasaklanıyorken, Digiturk ve Google’dan daha duyarlı davranmalarını beklemek tüm blogger’ların hakkıdır. YouTube’daki korsan maç yayınlarını kaldırmak için yapılan özel yetki anlaşmasının bir benzerinin de Blogspot için yapılması ihtimal dışı değildir. Bugüne dek Digiturk ve Google bu konuda masaya niçin oturmamışlardır? Google kendi kullanıcılarının hakkını neden savunmamaktadır? Digiturk böyle bir topyekün sansürün yaşanacağını bile bile neden hâlâ, tek amaçları düşüncelerini diğer insanlarla paylaşmak olan bloggerları mağdur etmektedir? Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti’nin yasa koyucuları, vatandaşlarının ifade özgürlüğü hakkının gasp edilmesine neden hâlâ göz yummaktadır?

Kaldı ki bu korsan yayınları yapan kişiler, teknik bilgileri yüksek olduğundan bu yasaktan etkilenmemektedir. Tam tersine bu sansür, tek amacı blog tutmak olan internet kullanıcılarını etkilemektedir.

Digiturk, Google ve Türkiye Cumhuriyeti devletini artık bu sansür ayıbına karşı duyarlı olmaya, tüm sansür karşıtı internet kullanıcılarını bu harekete katılmaya ve tüm basın mensuplarını ifade özgürlüğüne destek vermeye davet ediyoruz.

Bloguma Dokunma!

Beyazperde.com Editörü Duygu Kocabaylıoğlu
Sansür nedeniyle erişimi engellenen sitelerim:

http://www.karsilastirmaliedebiyat.com
http://www.limonluk.net
http://9kare.net
http://kahvekupasi.com
http://kitapligim.org

3 Mart 2011

Yabancı bir filmi sinema salonunda altyazısız seyretmekte zorlanırdınız, değil mi? Onlar sadece ‘kendi dillerinde’ altyazı istiyorlar. İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği’nin girişimiyle hayata geçirilen Türkçe Altyazılı Türk Filmleri Kütüphanesi, alt yazısı olmadığı için sinemada Türk filmi izleyemeyen işitme engelliler vatandaşlar için oldukça önemli bir gelişme. Geçtiğimiz gün Sabah gazetesinde verilen haber ile kurumun önemli bir girişimine daha yer verildi.

"Gerekirse yasa, yönetmelik çıkmalı. Türkçe alt yazı olmayan Türk filmlerine sinemalarda gösterim izni verilmemeli" diyen İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği Gençlik Komisyonu Başkanı Onur Cantimur 'Sessiz sinema'ya karşı yetkililerin ve konuyla doğrudan ilgili olan şahısların daha duyarlı olmasını istediklerini aktardı. Türkçe alt yazılı Türk filmleri kütüphanesi kurmak için uzun süredir çalışmaları sürdürdüklerini aktaran Cantimur, "Video montaj programlarından anlayan gönüllü bir grup projeye teknik destek veriyor. Türk filmlerine Türkçe alt yazı ekliyoruz. DVD'ye basıp bize ücretsiz veriyorlar. Biz de derneğimizdeki televizyonda seyrediyoruz. Böylece okuyarak anlayabiliyoruz" diyerek konunun önemini bir kez daha vurguladı.

Asıl olması gereken kanun düzenlemelerine de değinen komisyon başkanı Sinema Destekleme Kurulu'nun 21 Nisan 2009'da Ankara'da gerçekleştirilen toplantısında, bakanlığın 'Türkçe alt yazı' seçeneği kullanılması yönünde aldığı kararın tavsiye niteliğinde olduğu için yapımcıların filmlerine Türkçe alt yazı koymadığını belirtti: "Alt yazı basit bir çalışma. Maliyeti düşük, yapım süresi kısa. Dijital ortamda 'spotting' (yerleştirme) yapabilen bir yazılımla yapılan bu işin maliyeti, yaklaşık 90 dakikalık bir film için 5- 7 bin TL arasında. Bu alt yazının pozitif üzerine lazer baskısı ise film başı 70-90 dolar. Bu işi yapan birçok post prodüksiyon firması var."

Girişimin sosyal medya boyutunda ise facebook sitesinde kurulan "Türkçe alt yazılı film istiyoruz" grubunun 15 bin kişiye ulaşmış durumda. Türkçe Altyazılı Türk Filmleri Kütüphanesi’ne şimdiye kadar 20 adet film Türkçe alt yazı olarak kazandırıldı. Başka Dilde Aşk ve No Ofsayt filmleri sinemada Türkçe alt yazılı olarak vizyona giren filmler. DVD'si piyasaya çıkan Türkçe alt yazılı filmler ise Bana Bir Şeyhler Oluyor, Haybeden Gerçeküstü Aşk, Organize İşler ve Yahşi Batı.

Oldukça hassas olan bu konunun sadece gönüllüler değil devletin ilgili kurumları tarafından da önemsenmesini umuyoruz…

Haber kaynak: Sabah Gazetesi
Arka Pencere’den 2. Altın Kestaneler Geldi.
Tük sinemasından 2010’nun ‘EN FENA’LARI

Online yayımlanan haftalık film kültürü dergisi Arka Pencere ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediği bir oylama ile yerli sinemamızı Altın Kestane Ödülleri’ni dağıtmış ve bu haber kamuoyunda oldukça ilgi uyandırmıştı. 2010 filmleri göz önüne alınarak yapılan bu seneki oylama ile ‘Altın Kestane’ler toplam altı kategoride ikinci kez sahiplerini buldu.

Gösterime giren 65 yerli filmi ‘en fena’ sonuçlar açısından değerlendiren 33 kişilik jüri, yönetmenliğini Hakan Şahin’in yaptığı Sultanın Sırrı’nı ‘Yılın En Fena Filmi’ olarak seçti. Hatırlatalım İstanbul 2010 Ajansı tarafından desteklenen filmin bütçesi 4 milyon liraydı...

2. Altın Kestane Ödülleri’nin tüm kategorilerdeki birincileri şöyle:

En Fena Film:
Sultanın Sırrı (Yönetmen: Hakan Şahin)

En Fena Yönetmen:
Biray Dalkıran (Cehennem 3D)

En Fena Kadın Oyuncu Performansı:
Sinem Kobal (Romantik Komedi)

En Fena Erkek Oyuncu Performansı:
Mustafa Sandal (New York’ta Beş Minare)

Alarm Zili Ödülü:
Ümit Ünal (Kaptan Feza)

Jüri Özel (Altın Çıngırak) Ödülleri:
Okan Bayülgen–Hıncal Uluç

2. Altın Kestane Ödülleri’yle ilgili diğer bütün ayrıntılar, kategorilerdeki diğer adaylar, jüriyi oluşturan sinema yazarı ve gazetecilerin listesini, 4 Mart 2011 Cuma günü sabahından itibaren Arka Pencere’nin (arkapencere.com) 71. sayısında açıklanacak…

24 Şubat 2011

Beyazperde yazarı Ali Ercivan’ın da dört Türk üyesinden biri olduğu uluslararası eleştirmenler topluluğu ICS, 2010 yılı için ödüllerini açıkladı.

2003 yılında, dünyanın farklı ülkelerinden ellinin üzerinde sinema yazarı, akademisyen, sektör çalışanı ve sinefilin katılımıyla oluşan ICS (International Cinephile Society / Uluslararası Sinefil Topluluğu), Cannes gibi önemli film festivallerine temsilci gönderen ve her sene sonunda kendi ödüllerini açıklayan bir grup. Bu topluluğun üyeleri arasında, dört tane de Türk sinema yazarı mevcut. Beyazperde yazarı Ali Ercivan, gencsinema.com ve Altyazı yazarı Kemal D. Yılmaz, Altyazı ve Bant dergilerinde yazan Ali Deniz Şensöz ve SİYAD üyesi, akademisyen Melis Behlil’in iştirakiyle ICS, 2010 yılı için kendi değerlendirme listesini geçtiğimiz hafta açıkladı.

Geçtiğimiz senelerde Ciddi Bir Adam (A Serious Man), Daima Mutlu (Happy-Go-Lucky), Kelebek ve Dalgıç (The Diving Bell and the Butterfly) gibi yapımların layık görüldüğü Yılın En İyi Filmi ödülü, bu sene Jacques Audiard’ın Yeraltı Peygamberi (Un Prophéte) adlı filmine gitti. Audiard aynı zamanda En İyi Yönetmen seçildi.

ICS, yılın en iyi erkek oyuncusu olarak Carlos filminde ünlü Çakal Carlos’u canlandıran Édgar Ramírez’i seçerken; En İyi Kadın Oyuncu ödülü iki aktris arasında paylaştırıldı: Another Year ile Lesley Manville ve Vincere filmiyle Giovanna Mezziogiorno. David Fincher’ın Sosyal Ağ (The Social Network) filmi ise Uyarlama Senaryo, Kurgu ve Özgün Müzik ödülleriyle yetinirken, bu yıl ki Oscar’ın favorisi olarak gösterilen Zoraki Kral (The King’s Speech), ICS’e göre yılın en iyi on filmi arasına giremezken, toplamda da Erkek Oyuncu dalındaki tek bir adaylıkla kendine yer bulabildi.

ICS’e göre 2010 yılının en iyi on filmi şöyle sıralanıyor:

01. Yeraltı Peygamberi (A Prophet)
02. Carlos
03. Another Year
04. Sosyal Ağ (The Social Network)
05. Everyone Else
06. Benim Adım Aşk (I Am Love)
07. Blue Valentine
08. Siyah Kuğu (Black Swan)
09. Exit Through the Gift Shop
10. Başlangıç (Inception)

Üyelerinin çoğunluğu Kuzey Amerika’da yaşadığı için, ICS ödüllerinde Amerikan vizyon tarihleri esas alınıyor. “2010 yılı içinde gösterim şansı bulamayan en iyi on film” sıralamasında ise Türkiye’den de iki yapım, Altın Ayı ödüllü Bal ve Kosmos yer aldı.

Bu seneki ödüllerin ve tüm adayların listesini, ayrıca geçtiğimiz senelerin ödüllerini http://icsfilm.org/home adresinden inceleyebilirsiniz.

7 Şubat 2011

Kendi alanında dünyanın en orijinal ve öncü film festivallerinden biri olan 2.El Kısa Film Festivali, bu sene 1-5 Mart tarihleri arasında Ankara'da düzenleniyor.
Festival mekanı olarak ANKAmall`un kullanıldığı organizasyonun basına tanıtım toplantısı geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Yıldırım Mayruk moda laboratuarında yapıldı. Festivalin aynı zamanda ana sponsoru olan ANKAmall adına AVM Müdürü Ozan Canbolat’ın, modacı Barbaros Şansal, festival Başkanı Kerem Akkoyunlu, birçok sinema meraklısının ve basın mensubunun katıldığı toplantıda festivalin özel bölümleri de tanıtıldı.

"Kuşatılmış kentler" teması çerçevesinde özel gösterim ve "Amerika Kısa Film" seçkisi bu senenin sürprizleri. Ayrıca festivalin açılış gününe özel "Pilli Bebek" akustik konseri Ankaralıları iyi müziğe doyuracak. 4x4 film, Ali Akdeniz ile Yapım-Yayımcılık ve LMMS Animasyon Film atölyeleri gibi çok sayıda atölye çalışması da festival boyunca sinemaseverlerin katılımını bekleyecek.

Festivalin ana sponsoru olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden ANKAmall AVM Müdürü Ozan Canbolat, bu festivali çok samimi bulduklarını ve ANKAmall AVM olarak sanatın her dalına yer ayırmak istediklerini ekledi. Toplantıya katılan oyuncu Yeşim Ceren Bozoğlu ise genel bir soruna parmak basarak kısa metraj filmin Türkiye'de üvey evlat kategorisinde değerlendirildiğini söyleyerek, yerli sinemaya yeni isimlerin kazandırılması için kısa metrajlı filmlerin olmazsa olmaz olduğunu dile getirdi.

Adı üzerinde 2.El Kısa Film Festivali’ne katılmak için tek koşul, filminizin bir başka festivalde elenmiş olması. Festival bitiminde filmi ‘övgüye değer görülen’ yönetmen, Digital Film Acedemi'de 4 aylık "Digital Film Making" atölyesine ücretsiz katılmaya hak kazanacak. Festivalin bir diğer orijinal ‘güzelliği’ ise, daha önce paylaştığımız üzere, film yönetmenlerine gösterilen filmleri üzerinden telif hakkı ödenmesi ve filmlerin ön jüriye yorumlatılması. ‘Kısa’cası bir kısa filmcinin özlemini duyduğu her şey 1-5 Mart, Ankara’da 2.El Kısa Film Festivali’nde bir araya geliyor…